Kanatlarını çırpmaktan yorgun düşerse mutluluk, sevda türküleri hasretten dem vurmaya başlarsa, öyle sağanak değil, ince ince yağarsa yağmur, başının üstüne çöreklenirse hüzünlü bulutlar, amber gibi kokarsa toprak BENi HATIRLA SEVDiĞiM; BiR YAĞMURU, BiR YÜREĞiNi ÇOK SEVDiM...
Büyük bir trende, yalnız bir kompartıman görürsen, penceresinden akıp gidiyorsa şehirler, dur-durak bilmeden soluksuz yaşanıyorsa yolculukların, koltuğun üzerinde açık duruyorsa bir kitap, okudukça savruluyorsan zamanın suyunda, hangisi hayal, hangisi gerçek karıştırıyorsan, BENi DÜŞÜN SEVDiĞiM; UZUN BiR YOLCULUĞUN TAM ORTASINDA, HiÇ iSTEMEDEN GiTTiM..
Denizden esiyorsa rüzgar, çığlık çığlığaysa martılar, ne yaptığının farkında bile değilsen onlara ekmek atarken, bil ki kulağına fısıldamışımdır, bil ki pike yapan her martıda gülümsüyorumdur yanında; SENDE GÜLÜMSE SEVDiĞiM...
Başı dumanlı bir dağ görürsen uzaklarda, birde yemyeşilse üstelik, bil ki zirvesinde ateş bırakmışımdır yüreğimden düşmüş, yanık bir türkü bırakmışımdır yarım kalmış, TAMAMLA SEVDiĞiM...
Ufukta belirirse bir silüet, belki beyaz bir gemi, belki yorgun bir balıkçı teknesi, ister güvertede el salayan bir kadın, ister sarı yağmurluğu, siyah çizmeleriyle ihtiyar kör bir balıkçı, BANA BAK SEVDiĞiM; KADININ GÖZLERiNDEKi YAŞ, BALIKÇININ ALNINDAKi TER BENiM...
Siyah- beyaz bir fotoğraf görürsen birgün, yolun sonunda henüz doğan güneşi gösteriyorsa yüzü kirli bir çocuk, gözleri şaşkınsa, ağzı açık, SATIN AL SEVDiĞiM; AYNI YOLUN YOLCUSU BiR YÜREĞiM VARDI BENiM, SANA VERMiŞTiM..
Nasılsa rastlarsın bir parkta, güvercinlere ekmek atan yaşlı bir kadına: neden sonra yorgun dizlerinin emriyle yığılıveren banka, elele tutuşan gençlere, oynayan çocuklara bakarken iç geçiren, kimbilir hangi an'ın özlemiyle dalıp giden uzaklara, YANINA OTUR SEVDiĞiM; HÜZNÜNÜ DAĞIT..SENiN DAĞITAMADIĞIN HÜZNÜM OLMADI BENiM...
Sonbaharda yolun düşerse ormana, hele bir deli gibi esiyorsa rüzgar, gözlerinde soğuğun hediyesi yaşlar, başının üstünde takla atan sarı yapraklar, ayaklarının altında o tatlı hışırtı,iNADINA UMUT ET SEVDiĞiM; rüzgara çırılçıplak direnen ağaçları örnek al..Gecenin bir yarısı uyku tutmazsa bir türlü, yüreğindeki yangının hasret sinmiş kokusu açtırırısa pencerelerini, bir yıldız kayarsa karanlığın içine, hala parlayanlardan ayırma gözünü sakın ve sevinçle karşıla, vuslatı getirmeyecek güneşi...SIRF SEN YAŞIYORSUN DiYE SEViNDiĞiM OLDU BENiM..
Olur ya, bir çeşme görürsün, ıssızlığın ortasında, hele soğuksa suyu, gölgesinde yapayalnız bekliyorsa bir ağacın; SAKIN GEÇiP GiTME SEVDiĞiM bir yudum da benim için iç! NE BiR ÇEŞMEYi, NE BiR PINARI GERi ÇEViRMEDiM HiÇ!
Ama yalnız ama birlikte severdik karda yürümeyi..Bu kış da geçen yıl ki gibi çılgın olursa, sadece bir seferlik benim için düş yollara; kardanadam yapan çocuklara yardım et, kartopu oyna..Sırf sen aldın diye arada bir taktığım atkıyı, şaşkın yüzlü bir kardanadamın boynuna dola ve bir daha asla beyazlar giyinmiş bir şehirde, kapkara bir yüzle dolaşma!Sadece gömüldüğüm gün gel mezarımın başına, birkaç dakika daha kal herkes çekildikten sonra...Ben yüreğine yuva yapmış bir kuştum, gitmeden azat etmeyi unutma!!
Nedense içimden bir ses yağmur yağacağını söylüyor o gün... Ve ben her zaman olduğu gibi saklanmayacağım ondan..ilk kez toprak kokusuna bu kadar yakın, sana uzak olacağım..ilk kez derin derin içime çekmeyeceğim, gerek de olmayacak, kalmayacak farkımız..Ve ilk kez istediğimde dokunamayacağım sana..VARSIN BÖYLE BiTSiN HiKAYEMiZ SEVDiĞiM; Ne zehir zemberek kelimeler, ne ihanet,ne bitmek bilmeyen kavgalar; VARSIN ÖLÜM GiRSiN ARAMIZA SON KEZ TEŞEKKÜR EDELiM BiRBiRiRiMiZE, BEN DOSTUM TOPRAĞA, SEN YAVUKLUN HAYATA DÖN!
DiLERiM BAŞKA BiR SEVDA BEKLESiN SENi; VE DiLERiM EN AZ BiZiMKiSi KADAR...