destanlarda ve çok eski tarihlerde yaşamış firavunlar veya diğer önemli kişiler, semavi dinlerin peygamberleriyle birebir aynı olayları yaşamışlar.
"günümüzdeki semavi dinlerin, mitolojilerin son halkaları olduğunu düşünüyorum" diyor sevdiğim bir aktör. bende aslında böyle düşünüyorum.
"kafam kadar gulsah"'ın yazdığı gibi, bütün dinlerin ve farklı kültürlerin destanlarında dahi günümüz insanının yaradılışı neredeyse tamamen aynıdır.
yine çok beğendiğim bir ekşisözlük entrysini sizlerle paylaşmak istiyorum;
insanın çamurdan yaratıldığını söyleyen ayetler, aslında kuran'a özgü değil. birbirinden çok farklı kültürlerin destanlarında ve tevrat'ta da geçen bir durum.
bununla birlikte insanlığın, 1850'lerde pasteur'ün çalışmalarına kadar, canlıların spontan bir şekilde, canlı olmayan maddelerden ortaya çıkabildiğini (abiyogenez) düşünmeleri de bu efsane ile yakından ilgili. sinek üretmek için dışkıyı bekletme, kurtçuk üretmek için eti bekletme gibi çeşitli canlıları üretmek için geliştirilen onlarca metotların başarısı sonucunda, insanlık kendi ortaya çıkışını da çamura, balçığa bağlamış zamanında.
tıpkı, kısıtlı teknik/gözlem/bilgi/birikim ile dünya'nın evren'in merkezi olduğunun, güneş'in dünya'nın etrafında dolandığının, ve dünya'nın düz olduğunun düşünüldüğü ve kuran'a bu şekilde aktarıldığı gibi.
o zamanlar, insanların kısıtlı bilgi ile bu tür şeyleri düşünmelerini çok doğal buluyorum ve kuran'a/incil'e/tevrat'a inanmalarını anlayabiliyorum, ama anlayamadığım, bu devirde, bunca bilimsel gelişmeden sonra bile, insanların (hele hele okumuş olanların) gökten indiği sanılan bu kitaplardaki bariz yanlışlara rağmen, körü körüne inanmaları.
ha, "bana ne insanların inancından, herkesin kendi düşüncesi" demeyi çok isterdim ama, bu inançlar yüzünden ülkemizde hala insanların özgürlüklerinin kısıtlandığını, baskıların giderek arttığını, dünyada ise hala her gün nice insanın dinler uğruna çıkan savaşlarda öldüğünü gördükten sonra, insanlığın en kısa zamanda aklının açılmasını diliyorum. (kafam kadar gulsah)