alaın bosquet

entry2 galeri
    2.
  1. BEAUJON HASTANESi

    I
    Göğsümde
    bir tren devrildi.
    Ben bir kazanım.
    Bir lastik teker.
    Şarkıların biraz
    oksijen istedikleri
    bu yaşlı yüreği sakinleştirmeye
    yeter mi bir iğne?
    Göğsümde bir demir yığını
    bağımsız olmak istiyor.
    II
    Yüzüm yok benim:
    bir grafik, yanan bir düğme,
    ekranda bir zigzag.
    Kan benim kanım değil,
    bir şişeden geliyor,
    bir tur atıyor ve kentin altında
    üvezağaçlarının ortasında
    bir kanaldan çekip gidiyor.
    Anonimliği öğreniyorum.
    Bir sayıyım ben.
    Süngerim.
    III
    Evren bir yatak,
    ovası var, plajı, tatlı tatlı
    inleyen ırmağı var.
    Buradakileri ziyaret ediyorum:
    havlu, küvet,
    kendisiyle tartıştığım şırınga
    çünkü yaşam karmaşa, çünkü yaşam pıhtı.
    Bazen bir örtü altında tir tir
    bakım isteyen bir şiir
    buluyorum.

    Yatak, evrenim oluyor.
    IV
    Küçülmeyi öğrenmek gerek.
    Dört duvar sarı
    uzakta bir hastalık ateşi gibi
    geniş alanım varken.
    Pencere hiçliğe bakıyor,
    gece korkuya.
    Çıkarıp atıyorum ceketimi, ayakkabılarımı
    ve on iki sözcüğe indiriyorum şu eski sözlüğü.
    Giysi dolabı herhangi bir çocukluktan söz ediyor bana.
    Tavandan biraz yaklaşmasını istiyorum.
    Tek kola ihtiyacım var
    ve yarım bir dize.
    Bir saat sürüyor bir yüzyıl.
    Siliyorum bir perşembeyi, pazarı, salıyı.
    Tasarruf ediyorum yaşlılıktan.

    V
    Söyler misiniz, kimin kanıdır
    damarlarımda dolaşan?
    Cesaretiniz yok mu yanıtlamaya?
    Laboratuar analizlerinden
    yeterli bir sonuç çıkmıyor.
    Ne şu adama ait bu kan
    ne safkan ceylanlara,
    ne de şafaktan önce
    benim için toplanan yıldızlara.
    Bir hemşire sır veriyor:
    ÒDenizin kanı bu:
    onca köpük, bir camgöz,
    bir ada ve bir yığın esriklik!
    0 ...