ben bu yazıyı tanrı ya yazdım

entry1472 galeri video1
    470.
  1. sevgili tanrım;
    aslında çok garip bir başlangıç oldu bu sözlerim biliyorum. ne de olsa varlığını kabul etmiyorum. ama bir ihtimal yanılıyorsam diye sana bunları yazmak istedim. gerçi senin yandaşların varlığından emin. o kadar eminler ki benim gibi kimselerin varlığını bile sana hakaret olarak sayıyorlar. ama bu konudan az sonra bahsedeceğim. kusura bakmazsın değil mi? alıngan bir tanrı değilsindir umarım.
    saçmalama dediğini duyar gibi oluyorum. duymuyorum da tahmin ediyorum diyelim. belki de seninkilerin kalp gözü dedikleri budur bilemiyorum. aslında sana yazdıklarımın bir paradoks olduğunun da farkındayım. zaten inandığım gibi yoksan bu yazım boşa gidecek, varsan zaten benim gibi senin varlığını kabul etmeyecek birinin yazdıklarını neden kaale alasın di mi?

    ben yine de bu paradoksa rağmen varsan seninle konuşmak istiyorum. sen beni kaale almasan da bunu yapacağım çünkü belki sen de biraz kendini toparlarsın bunları okuyunca. bunun vakti geldi artık değil mi? birileri sana gerçekleri de söylemeli ara sıra. alınmaca gücenmece olmasın lütfen aramızda. bunları yazdığım için cehennemde ekstra bir olaya falan da girmeyelim olur mu? tanrılar bu işi nasıl değerlendirir bilemiyorum ama biz insanlar eleştirinin her zaman da kötü bir şey olmadığını düşünürüz. kötü olduğunu düşündüğümüz de olur bazen. herkes adına konuşamam, anlayışla karşıla lütfen beni.

    neyse gelelim konumuza tanrım.
    bak şimdi. sen son dinini göndereli 1400 yıl oldu. bu süre senin için kısa biliyorum ama insanlık için uzun bir süre bu. ve en son olsun diye yolladığın bu din de biraz demode kaldı. gör lütfen bunu. facebook diye bir şey çıktı be tanrım. tahmin edebilmiş miydin bunu? ama sen hala develerle seyahat edildiği bir çağda yaptığın sürümü güncellemedin. e haliyle sana inananlar sanki hala o devirdeymiş gibi davranıyorlar. sakal uzatanları mı ararsın, kara çarşafla sokakta dolaşanları mı? inanır mısın hala dişini misvaklayanlar var. bir sürü bilim adamı bunun dişlere bir faydasının olmadığını söylüyorlar ama pek iplemiyor sana inananlar bu durumu. vardır bir hikmeti diyorlar. sanırım ilerde bilimin misvağın mucizevi bir gücü olduğunu bulacağını düşünüyorlar. hem kapitalizm diye bir şey çıktı senin bizi son bıraktığın noktadan sonra. misvaklı diş macunu çıkardılar. sen de takdir edersin ki suyu çıktı artık bunun tanrım. istiyorum ki akıllansınlar artık. sen de böyle düşünmüyor musun?

    ama benim sana asıl söylemek istediğim bunlar değil. ne de olsa beni ilgilendirmiyor kimsenin dişini neyle fırçaladığı, tuvalete hangi ayakla girdiği, poposunu neyle sildiği falan. insanların kişisel tercihleri bunlar, beni bağlamaz. aa bak söylemeyi unuttum. demokrasi, empati, özgürlük gibi kavramlar da çıktı senden sonra. insanlık artık kişisellik diye bir kavramla tanıştı. bilmiyorum sen ne düşünüyorsun ama biz köleliği falan kaldırdık mesela. iyi oldu bence. sence nasıl oldu tanrım, haksız mıyım?

    tamam tamam sıkıldın biliyorum. her bir kuluna 10 dakika ayırsan 6 milyar x 10 dakika = 1 milyon 141 bin 552 sene yapıyor. hesap makinesi diye bir şey var oradan hesapladım. ama eminim ki sen onun icat edileceğini de biliyordun. o yüzden asıl konuya dönüyorum. ben sana daha çok benim gibi sana inanmayanların sorunlarından bahsetmek istiyorum.
    hani şu senin 1400 yıl önce yolladığın din var ya. hah işte o dinin ahlak anlayışında güncellenmeye ihtiyaç var bence. o ahlak anlayışının öncelikleri modern insanın tanıştığı özgürlük, demokrasi, empati gibi kavramlarla ters düşüyor biraz. senin bu son sürümdeki ahlak anlayışında kişisel özgürlüklerden söz edilemiyor pek. mesela kadınlar. hala namusu bacak arasında gören, namussuz olduğunu düşündükleri kadınları cezalandıranlar var ülkemizde. yine biz iyiyiz. o senin ayetler yolladığın mekke'de, medine'de kadınlar araba bile süremiyorlar. yasak. araba ne diye sormayacağını ümit ediyorum. asıl konuya odaklan lütfen. hem kişi kendi günahlarından sorumlu olup öbür tarafta cezasını çekecekse neden kadınların elini ayağını bağlayan, erkekleri kadına hakim hale getiren, birey kabul etmeyen, öcü gibi kıyafetler giyen bir şekle sokuyorsun anlamak mümkün değil doğrusu. aa bu arada ilave etmek isterim tanrım "moda anlayışın iğrenç". hakaret değil bu yanlış anlama. ama kara çarşaf, sakal, şalvar bunlar hakikaten çok estetik dışı şeyler. Jean Paul Gaultier bu konuda senden daha iyi bilesin.
    hah ne diyordum? kadın diyordum. ayıp etmişsin gerçekten kadınlara. hala namus cinayeti var, recm var ya tanrım. "kadınlar erkekleri tahrik etmesin" diye bir anlayış var. sevdiği erkekle birşeyler yaşamayı "kadının orospuluğu" diye görenler var. kaba konuştuysam kusura bakma da gerçek böyle işte. halbuki kişinin kendi hayatı üzerindeki tasarruf hakkını sınırlayan bir ahlak anlayışı kötü bir ahlak anlayışı değil midir tanrım? ahlak dediğimiz şey kişinin şahsıyla değil topluma karşı olan davranışlarıyla alakalı olmalı değil midir? her cuma dükkanının kapısına "cumaya gidiyorum" diye tabela asıp insanları kazıklayan bir esnaf neden ahlaklı diye addedilirken, tek suçu erkek arkadaşıyla öpüşmek olan bir kız ahlaksız addediliyor bu senin ahlak anlayışında?
    sadece bu kadar da değil. seninkiler sadece kadınlara karşı değil herkese karşı bir "benim inancım doğrudur, gerisi düşmandır" tutumu sergiliyorlar. sokakta küpeli diye adam dövüyorlar, ramazanda sokakta sigara içen kadına saldırıyorlar.. siyasetçileri bile "başı açık kadın ahlaksızdır" gibi beyanatlar veriyorlar. halbuki bir ahlak anlayışında öncelik kişinin "sadece" kendisini ilgilendiren davranışları olmamalı be tanrım. başı açık kadın, toplumu soyan, vergisini vermeyen bir adamdan daha çok tepki çekiyorsa bu işte bir sorun vardır.

    belki de bu hale geleceğini sen de tahmin etmemiştin tanrım. sana inananlar senin her şeyi bildiğini söylüyorlar. eğer öyleyse daha kötü. indirdiğin dinin yüzyıllar boyu savaşlara sebep olacağını, insanların birbirlerini keseceğini biliyorduysan da buna müsaade ettiysen daha kötü. o zaman var olduğunu bilseydim de sen benim tanrım olamazdın. daha hümanist tanrılar var dünyada. onlar sırf müslüman bir ülkede doğup müslüman olan bir adamın, sırf hristiyan bir ülkede doğduğu için hristiyan olan bir adamı kesmesini uygun bulmuyorlar. tam tersini de uygun bulmuyorlar tabi. onlara takılırdım belki, bilemiyorum.
    ama bu kadar yıldır senin dinini yaymak adına, yine senin emrettiğin cihat için birbirlerini doğradı insanlar. hiç mi bakmadın tanrım bu tarafa? hiç mi görmedin, üzülmedin? illa biz mi fark etmeliydik bunun vahşet olduğunu? bak bu da paradoks işte. eğer indirdiğin din buysa kötü bir din, bu değil de insanlar onu değiştirip yanlış uygulamalar yaptıysa o zaman da evrensel değil. çünkü bu dine bakınca insanların büyük çoğunluğunun gördüğü şey bu. baskı, vahşet, kendinden başkasını tanımamamazlık.. bir noktadan sonra zaten yazılanın ne olduğu değil, uygulananın ne olduğu önemli değil midir?

    neyse tanrım çok vaktini aldım. ama senin de bu yazdıklarımdan sonra kendini toparlama vaktin geldi de geçiyor bile. yap işte bir şeyler. sen tanrısın ne yapılacağını bilirsin diye ümit ediyorum.
    bir de özel bir ricam var senden. müslüman arkadaşlara söyle de ramazanda oruç tutmayanlar için 1-2 lokantayı açık bıraksınlar. geçen ramazan camları gazete kağıdı kaplı pis bir lokantada tost yemek zorunda kaldım, çok ağırıma gitti.

    yazdıklarımdan alınmadığını ümit ederek en kısa sürede cevabını bekliyorum. zaten seninkiler bunu günün en kötü entrylerine sokacaklardır. yine de sen yazdıkça ben de yazacağım.
    sevgilerle
    yanessar

    edit: imla yüzünden tanrım.
    0 ...