cumhuriyet aydınlarının geçmiş kültürü inkarı

entry4 galeri
    1.
  1. bir toplumun kendi geçmişini ve kültürünü toptan mahkum etmesi bilimselikle bağdaşır mı? toplum kendi öz geçmişiyle bağlarını bu biçimde koparırsa ne gibi sonuçlar ortaya çıkar? bir toplum kültürünü "gericidir" diye inkar ederse tarihsel süreklilik nasıl sağlanır? tarih sonuç itibarıyla toplumun geçmişi ile bir diyalog değil midir? böyle bir diyaloğun kesilmesi arzulanır bir şey midir? öte yandan, tarihsel olarak geride kalmış bir kültür toptan geri, bugün yaşayanda mutlaka "ileri" ve "ilerici" midir? eğe geçmiş bağlar böylesine kesilirse bunun yarattığı boşluk nasıl doldurulabilir?

    cumhuriyet aydınları bu soruları genelikle sormadıkları gibi sorulmasını, tartışılmasını da engellediler. benzer soruları sormaya, tartışmaya girişenlere de bağnaz bir karşı-ittifak oluşturdular "başarıları" yaptıkları savunmanın ve teorik argümanların gücünden değil,arkalarında ki baskıcı devlettin gücünden kaynaklanıyordu.

    üredikleri yalanla yaşamayı "aydınlama" sandılar. resmi ideolojinin üreticisi ve yayıcısı olarak ta her zaman hakettikleri hediyelere kavuştular...
    oysa yapılması gereken inkar değil, "diyaletik aşma" olmalıydı.
    dünya ölçeğinde düşünce ve sanat adamlarının yetişmemesi, bu inkarcılığın bağnaz bir bilim ve kültür anlayışının sonucuydu.

    bu tutarsız yaklaşımın sonuçları çok ağır oldu. oysa "kendi kültür mirasını" dönüştürüp yeni ve üst düzeyde bir senteze, daha zengin bir kültüre ulaşma yolu, bağnaz taklitçilik ve inkarcılık yüzünden kapatılmıştır. eğer bugün bir "arabesk" kültürel ortama gelinmişse, bunun sorumlusu kendi kültürünü aşağılayıp, mahkum eden zihniyettir.
    * * *
    0 ...