sadaeke şimdi adını veremeye gerek görmediğim bir ilçe jandarma komutanlığında askerlik görevini poşet olarak yerine getirmektedir. önce gece sonra gündüz santralcisi olur ki ne eğitimini almıştır ne kursuna gitmiştir. neyse efendim... bölükte iki erbaş olan gündüz santralcisi ve onbaşı gittiler tertipleriyle birlikte. aralıklarla altı kişi birden gidince bölükte adam kalmadı. düşünün, sekiz kişi nizamiye nöbeti tutuyor iki kişi de santrâlci... yenilerin gelmesine daha var. üstelik gelir gelmez de nöbete falan geçemiyorlar.
bölük komutanı sağolsun, okumuş adamız diye* her halta beni koşuyor. nizamiye nöbeti tutmuyorum, gündüz santrâlcisi olduğumdan benim mıntıkamı da işi gücü sıkılmak olan gece santrâlcisi yapıyor ama...
gece olay olur, sadaeke'yi çağırır çünkü olay çıkartmış vatandaşın götü ilçe jandarma komutanlığında da rahat durmaz. sadaeke hem vatandaşın hem de erlerin başında dursun ki olay çıkmasın, arada vatandaşın ağzından laf kapsın. zafer bayramı kutlamaları sırasında garnizon komutanı da orada olacak. eh, kutlamalar sırasında şiir okunacak; gelsin 23 nisan çocuğusadaeke. törenin ardından komutanlıkta toplanır ilçenin önde gelenleri. izzet, ikram falan... gelsin şef garsonsadaeke. idari işler astsubayı tatile çıkmadan birikmiş tüm işlerini bitirecektir; gelsin sadaeke gecenin birine kadar elâleme silah ruhsatı çıkartsın. (not: sonra o ruhsatlı av tüfeklerinden biriyle adam karısını öldürdü.) astsubaylar adliyeye, alaya, hastaneye giderler. kiloyla evrak getirdim, yer misin sadaeke?
gecenin bir körü olay olur; vukuat raporu çekilecek, kalk sadaeke! nöbetleri ayarla sadaeke.
orospu çocuğunun biri şikâyet etti; nöbetleri yazma sadaeke!
hiç unutmam bir gün bölük komutanı çağırdı (not: çağırdı dediysem zilime bastı, pavlov'un sadaeke'si koştu):