küresel ısınma

entry349 galeri video6
    97.
  1. Toplumbilim açısından doğada temel olarak iki çatışma biçimi vardır . insanın doğa ile insanın insan ile çatışması . Küresel ısınma konusunda ise bu iki çatışma türünün yanına insanın kendisi ile olan çatışmasını da eklersek sanırım küresel ısınma gerçekliğini daha somut kavrayabileceğizdir . Temel olarak insanın doğa ile ilişkisi kimya , fizik gibi doğa bilimlerinde , insanın insanla ilişkisi ise ideolojiler ve toplumsal yapılar ile şekillenmektedir .
    Genel bir yanılgı olarak toplum bilimlerinin doğa bilimleri kadar objektif olamayacağı savunulsa dahi özellikle fizik alanındaki heisenberg - belirsizlik ilkesi gibi quantum fiziği gibi alanlarda doğa bilimlerinin de en az toplumsal bilimler kadar objektifliğinin sorgulanabilir olduğu ortaya çıkar .

    Günümüz kapitalist sermayesine hakim burjuva devletleri ki bunlar en genel anlamda G-8 ülkeleri olarak da güncellik taşıdğı üzere sözde liberalizm safsatası altında Bilderberg tarzı toplantılar ile az gelişmiş ya da gelişmekte olan diye adlandırdıkları ülkelere serbest piyasa ekonomisi ya da neo-liberal politikalar yolu ile kendi sanayi ürünlerinin , teknolojik gelişmelerinin yanı sıra kapitalist ideolojiyi de pazarlamaktadırlar .

    Dünyadaki sera gazı salınımı oranlarına bakıldığında bu kapitalist devletlerin başta Amerika olmak üzere Kyoto protokolü tarzı küresel ısınmanın önüne geçilmesi için uygulanması gereken çevreci antlaşmalara karşı gelip sömürüsü altında bulunan ülkeleri de bu doğrultuda güdümlemektedir .

    Küresel ısınma teknolojinin gelişmesi ile hızla atmosfere salınan sera gazının dünya coğrafyası üzerindeki doğal hayatı tehdit ettiği noktada ve bu tehlikenin barizleştiği bir dönemde sanki ilk defa böyle bir tehlike varmış gibi ortaya çıkmıştır .

    Ancak bilindiği üzere bakmak ile görmek aynı şeyler değildir ve günümüzün kapitalist zihniyeti soruna işaret ederken adeta yaptıkları ile gurur duyarcasına ve çözüm olmaktan öte daha başka sorunlar yaratacak ilerlemeler(!) icat etmektedir . Enerji elde etme de kullanılan termik santaller ve bunun yanında barajlar(!) ekosistemin ırzına geçmektedir ve son etapta Çernobil faciasının anıları hala tazeliğini korurken ülkemizde sermayesi dışa bağımlı ve montaj , bakım ve söküm işlemleri tamamen devlet bütçesine dayalı bir ekonomik yük olacak olan Nükleer santraller söz konusudur .

    Alternatif enerji kaynakları olan güneş ve rüzgar enerjileri kömüre ,petrole ve uranyuma dayanan enerji üretim kaynaklarından çok daha fazla ve temiz enerji kaynakları olduğu açıktır . Ancak bilindiği üzere seri üretim yapmak zorunda olan ve oluşturduğu organik kapitalist çok uluslu şirketler ve hammaddeyi işleme sürecinde emperyalist devletlerin zaman kaybetmek gibi bir lüksü olamaz . Bundan neler çektikleri Nasyonel Sosyalist Almanya örneği ile meşhurdur . Kapitalizm üretim biçimlerinde ve serbest piyasada tıkandığı durumda başvurduğu ideoloji faşizmdir . Faşizm ademimerkeziyetçi yani her şeyin dinsel mitlerde olduğu üzere insanın emrine verildiğine inanan bir dogmalar ideolojisidir . Bu bakımdan sorun her ne kadar yalıtımdan yararlanma , ufak tefek su tasarrufu yapmak gibi sınırlar ile yorumlansada aslında küresel ısınma bir ideoloji sorununun doğaya yansımasıdır . Bilim ile doğanın çatıştığı noktada doğaya karşı noktada insanın doğaya ve diğer insanlara karşı olan sorumluluğu ortaya çıkmıştır .
    0 ...