18 eylül 2012 tarihli köşe yazısında gerçekleri okuyucusunun yüzüne tokat gibi yapıştıran gazeteci.
--spoiler--
Sevgili okuyucularım, Türkiyede şehit cenazesi kaldırmaktan yorgun düştük.
Cumartesi günü dört askerimiz, pazar sabahı sekiz polisimiz şehitler kervanına katıldı.
Bir askerimizin naaşı kayıp!
Afyondaki patlamada şehit düşen 24 askerimizin cenazeleri ise aradan 11 gün geçtikten sonra
kaldırılabildi. Afyon şehitleri için özel lehimlenmiş
tabutlar yapıldı ki, toprağa verilirken kapakları açılmasın, tabutun içinde ne olduğunu hiç kimse göremesin…
Çünkü o tabutlar boş.
Patlama sonrasında şehitlerimiz un ufak olmuştu.
Yüzlerce metre öteye savrulan o küçücük beden parçalarının kime ait olduğu belli değildi.
Üstelik bunlar bir de yanmıştı.
Evet, o tabutlar boş.
içlerinde hiçbir şey yokken
toprağa verildi.
Bunları yazmak beni de, elbette okuyan sizleri de altüst ediyor ama gerçek bu.
Sonra geldik cumartesi gününe, dört askerimizi PKK saldırısında yitirdik.
Pazar sabahı ise yine acı bir haberle uyandık.
Bingölde sekiz polisimiz şehit.
--spoiler--