bu politika sayesinde kürt yurttaşlar, bu ülkede ilk kez kendilerini eşit vatandaş gibi hissedebilme umudunu yakalamışlardır. bu kapsamda üniversitelerde kürtçe ve diğer etnisitelerin dilleri için filolojilerin açılması, liselerde bu dillerin seçmeli ders haline getirilmesi şüphesiz çok büyük reformlardır. fakat ne yazık ki, alevilerin hak taleplerine tam ters güdüyle yaklaşan, haklarını ve ibadethanelerini yok saymaya yönelik açıklamalarla gündeme damgasını vuran kabine üyeleri, sanki kürt açılımı konusunda da bu reformları dış baskılar neticesinde yapıyorlar izlenimi uyandırıyor. ''bir kesime demokrasi vaadedilirken, başka kesime size demokrasi yok ulen'' söylemi demokrasi doktrinin içinde kendisine yer bulamaz. bu demokrasiden nasiplenenemiş olmanın getirisidir.
pkk' nın yoğunlaştırdığı saldırılar hususuna gelirsek, kürt açılımının başarıya ulaşması pkk, bdp ve benzer hiziplerin misyonunun sonu demek olduğundan bu açılımların en azından akp hükümeti tarafından başarılacak olması bu kesimler tarafından varoluşsal manada büyük bir tehdit algısı olarak değerlendirilmekte.
akp' nin bu süreçte diğer bir hatası ise 2011 yılının ramazan ayına denk gelen pkk saldırıları sonrası, size artık hak, hürriyet, hoşgörü yok! size reform değil bomba yaraşır, kahrol düşman al sana bomba'' mişnvalinde yapmış olduğu tehditkar ve pkk ile tüm kürtleri özdeşleştirdiği fikri uyandıran açıklamaları hususudur.
zaman göstermiştir ki başbakan, yanlış olan bu söyleminin dahi gereğine yapamıyarak ciddi bir otorite zaafiyetine uğramıştır.
zannımca bu çok büyük bir politik hata olmuştur.