bir uzakyol gemi kaptanı çocuğu olarak, çok zor olan bir durumdur. 6 ayda bir terkedilmek. belki 2 ay yanında tatilini yaşar ama sonra tekrar gider. geldiğinde elinde oyuncakları, gülümsemesi, o özlem duygusunun bitmesinin manevi huzurunu iyice bastırarak verdiği sevgisi, annenin en mutlu günlerini geçirmesi. sonra yok. tekrar gidiyor, senin için çalıştığını sen okuyasın diye sen büyük adam ol diye çalıştığını bilerek kızamıyorsun. halbuki çocukluğum anlamaz öyle şeylerden, kızar belkide bilinçaltım. etrafımdaki herkesin bana "bu çocuk manyak" ya da "sen ne rahat adamsın" diye bakmasının, sebebi belkide budur ya da değildir bilemeyeceğim. ama çocukken babanın gitmesi çok kötüdür. gerçi küçüklükten beri bu böyle devam ettiği için insan alışıyor. bir keresinde anneme şöyle demişim;
"bizde bir tane baba alalım beni parka götürsün"
ben üniversite öğrencisiyim fakat 4 yaşlarında bir kardeşim var, onda küçüklüğümü görüyorum; babam giderken nasıl ağladığını, babama küsüp telefonlarına çıkmayışını. skype'te görüntülü konuştuktan sonra bilgisayara el sallamadan uyumayışını. hatta 2,5 yaşlarındaydı arkadaşı vardı kendi kadar, o babasına sarılınca kardeşimde sarılmıştı baba diye. çocuk aklı işte.
Fakat o çok uzaklarda da olsa benim her zaman yanımda, maddi, manevi destekçim olarak arkamdadır. babası yanında olan çocuklar, babanızla iyi geçinin; ben her zaman yanımda aradım onu, fakat bulamadım...