aslında istatistik fiziğin bir kolu olarak doğmuştur. deney ile kuram uyuşmayınca istatistik kullanılıp, beklenen değer ölçülmeye çalışılmıştır. elektromanyetik dalgaların enerjiyi dikey değil de, yatay taşıdığı keşfedilince başlamıştır. şöyle düşünün, büyük bir dalga size çarptığı zaman mı etkisi daha fazla olur, küçük küçük bir sürü dalga art arda çarptığı zaman mı? dayandığı postülalar gözleme değil de, daha çok mantığa dayandığından feynman, "kuantum fiziği öğrenilmez, alışılır" demiştir. istediğiniz fiziksel değeri siz bu değeri isteyince elde ettiğinizi söyler. daha öncesi hakkında birşey bilemezsiniz. yani, diyelim ki bir parçacığı bir noktada tespit ettiniz. parçacık daha önce nerededir? klasik fizikçi bulduğun noktadadır der. kuantum fizikçisi parçacık bir yerde değildi, bu senin gözlemine dayalı der. kütle arttıkça kuantum fiziğinin etkileri azalır, fiziksel nicelikler klasikteki gibi tekrar sürekli duruma geçer. bu yüzden, adamın hem new york'ta hem ankara'da olması efsanesi fizik açısından anlamsızdır.