sözlükçülerin anıları

entry44 galeri
    15.
  1. yazarların anılarıdır. ne güzel tanım yaptım di mi?

    lise zamanları...öyle ki geceleri show tv ile sabahlamış insanlarla dolu dört bir yanım. nasıl da mutlular iki meme gördük diye (ucundan) aman yârabbi. bir de ballandıra ballandıra anlatıyorlar "sonra şu oldu şöyle açtı" bik bik diye. zannedersin tüm gece kendileri tepindi. bırak yaa...

    okulun ilk günleri. potansiyel bir manyak olan g.e. kişisi her zamanki gibi pencere tarafındaki en arka sırada oturup sınıfı protokolden seyrediyormuşcasına bir havaya bürünmektedir. farklı olarak o gün sınıfa yeni bir kızın geldiğini görür. kız acayip güzel, el gözlü, kumral, "yeme de yanında yat" sınıfından bir kızdır*. henüz iki teneffüs önce yanındaki çocukla kavga eden g.e. çocuğu şutlamış, sonucunda sınıftaki tek boş yer de kendi yanı oluvermiştir. kız şöyle bir ortalığı tarar ve ardından yanıma oturur. kısa bir hoş beş den sonra kızla 5. mi 6. mı ne işte o sınıflardan birisini aynı okulda okuduğumuzu anlarız. böylelikle muhabbet için bir anahtar elde edilir. geyiğin dibine vurulur.

    sınıftaki erkeklerin çoğunun angut olduğundan olsa gerek bu kız bir benle bir de ahmet diye bir ipneyle konuşur. ahmet fecî yakışıklıdır ama biraz şerefsizdir. g.e. ise burada "gururlu onurlu erkek" imajı çizmektedir.*

    günler günleri haftalar haftaları kovalar. bütün okul bu kıza yazmaktadır. mâlum kızlarda görülen serseri sevgili merÂkı bu kızda da baş gösterir ve bu kız g.e. nin okulda en nefret ettiği savaş diye bir çocukla çıkmaya başlar.

    savaş bu yazıyı okuyorsan senin a.q.

    neyse uzun bir süre hayallerde yaşamış entry sahibi bu sevdadan vazgeçmeyi düşünürken bir perşembe günü beden dersi için sabahın köründe okula gitme vakti gelir. aynı saatlerde okul futbol takımının maçı olduğu unutulmuştur (koydukları saati seveyim) derslerden nefret eden topluluk da peşlerine takılmış maçı izlemeye gitmiştir.
    basket topunu potaya girmesi için atıp habire çembere nişanlamakla uğraşırken "o" giriverir salona...

    allahın cezası bir de voleybolcuların şortundan giyip gelmiştir. yüzünde de bir gülümseme ki sormayın gitsin. ortalıkta hoca da görülmez yabancı nesneler (başka erkekler, kızlar vs.)de...

    - naber ?
    + top (ne diym lan)
    - terlemişsin ?
    + toptan (seni görünce ikiye katlandı gerçi)
    - gelsene bi şöyle konuşalım
    + ??

    konuşmak için uygun ortam olarak spor aletlerinin olduğu yeri seçer kendisi. şu üzerinden atlanılan şeylerden(adı neydi yaa) birine oturur g.e. ayaktadır, tam yeri tam zamanı diye düşünür.*

    - bunu sana daha önce söylemeye çalıştım gerçi
    + neyi ? (lan...)
    - ya kafam çok karışık
    + sorun ne ? (lan yoksa...)
    - savaş çok şey istiyo
    + oha(oha)
    - ya öyle değil yâni bir erkek olarak çok sahipleniyo
    + ee ? (güzin abla olduk gene)
    - ben de yanlış bir şey yaptım ama aramızda kalsın noolur
    + naaptın
    - dershaneden bir çocuk var ciddiye almadım başta ama sonra onunla da birlikte olmaya başladım
    + hadi ya(vay o.ospu)
    - evet hakan adı
    + hııı
    - çok utanıyorum
    + ilkiz dershanesi miydi (o dershanede 1 tane hakan tanıyordum)
    - eveet ama noolur aramızda kalsııın
    + olur

    konuşma kapanır, bir gün kızın telefonunda yılan (snake var ya o) oynanmaktadır. o sırada telefon çalar. h.k. diye birisidir arayan. kız ise koridora çıkmıştır o sırada. telefon sessizdedir "lan açıymı" diye düşünülürken arama kapanır. neden o an için aklıma böyle bir şey geldi bilinmez ama rehbere girilir ve h.k. nin numarasına bakılır. çünkü h.k. o sıralarda devamlı oynadığımız counter strike'da hakan adlı arkadaşımın ateş keşfedildiğinden beri kullandığı nickidir.

    rehbere bakılır ve fight club'ın o meşhur sahnesindeki gibi...resmen kabin basıncı düşmüştür. niye? e aynı numaradır bu.

    yani o dönemdeki en yakın arkadaşım, sınıfımdaki bir motor tarafından okulun serserisi yoluyla boynuzlanmaktadır. intikam feci olacaktır.

    (fazla özel mevzûları geçersek eğer) hakan kişisine bir haftasonu konu açılır ve elimizde çok sağlam kanıtlar olduğu görülür. öylesine yazılmış sevgi pıtırcıklığı tadında mektuplar, mesajlar bilmem ne. esaslı bir plan yapar 2 kafadar.

    ve mayıs sonu gelir. resmen bir ölüm organizasyonu düzenleyen evil, hakan ve kendi okulundan arkadaşlarıyla okul kapısının önüne gelir. saat olarak ara tatil seçilmiştir çünkü genellikle savaş ve bu motor ruhlu şahsın ara tatilde birlikte "elif burger" diye bir yere gittikleri bilinmektedir.

    gerisi ise resmen dizilerdeki gibidir. bütün sınıfa hatta okuldaki "kafa adam"lara ses eden evil bu tarihi andaki mahşer kalabalığının da sorumlusudur ayrıca.

    2 aldatılan erkek karşı karşıya gelir, kızımız hakan'ı karşısında gördüğünde şok olmuştur. ağlamaya başlar (her suçlu kız gibi). olay anlatılır birbirlerine gönderilmiş mektuplardı, tel. mesajlarıydı, resimlerdi carttı curttu...gerisi ise tam bir şenliktir...öyle ki "nasıl bu gerçekler açığa çıktı" sorusu akıllara bile gelmemiştir. sonucunda kız orada tüm okulun önünde yerin dibine geçer yediği tokat da yanına kalır. bir daha da okula gelmez. öğrenilir ki başka bir okula kaydolmuştur. deneme lisesi mi ne boksa adı.

    savaş serserisi de bana "ağa" gözüyle bakmaya başlar ne zaman bir hadise olsa 15 kişiyi yanıma yollar, malum hayatta kalmak için kavgaya girmenin şart olduğu bir mekândaydık o zamanlar, lise diyorlar adına.

    hakan ise şerefsiz çıkar, 3 yıldır görüşmüyorum (editten sonra 5 oldu) öldü mü kaldı mı ipne.

    gothic evil ise uludağa yazar olur. bu anısını burada paylaşır.

    peki ne öğrendik bu hikayeden?

    ben kötüyüm kötüyüm kötüyüm...ahahhaha. beter olsunlar.
    75 ...