çizgi filmini büyük keyifle izlediğim ve hikayenin favori kötü karakterini* beyazperdede görmek için gittiğim ve hayalkırıklığına uğradığım filmdir.
Heyecan ve sürükleyicilik aranırken, Peter Parker'dan* başlayan oyunculuk rezaleti, dokunaklı film yapmaya kalkışırken "Bitse de gitsek!" dedirten kurgu ve karakterlerinin derin işleyelim derken havada kalan hikayeleriyle karşılaşılan filmdir.
Ne diyeyim, acımı kalbime gömdüm; sinemanın tadını almayı bu hafta tekrar deneyeceğim.
(bkz: Pirates of the Carribean: The World's End)
Buradan Türk sinemasına bir gönderme yapmak gerekirse de (bkz: Vizyoner Bir Sinemacı Olarak Cüneyt Arkın)