-Denizi bir testiye döksen, ne kadar alır? Bir günlük kısmet.
-ihtiraslıların göz testisi dolmz. Sedef, kanaatkâr olmadıkça inciyle dolmaz.
-Bir aşkla elbisesi yırtılan kişi hırs ve ayıptan bütünüyle temizlenir.
-Ney gibi, dostumun dudağıyla bir araya gelseydim, söylenecekleri söylerdim ben.
-Dildaşından ayrılan kişi, yüzlerce nağmesi bulunsa da dilsiz olur.
-Gül gidince ve gül bahçesi solunca, artık bülbülün macerasını dinleyemezsin.
-Aşkın aşığa meyili yoksa, aşık kanatsız bir kuş gibi kalır. Yazık ona!
-Yarimin ışığı önümde ve arkamda bulunmazsa, önümden ve arkamdan nasıl haberdar olurum ben?
-Her iki sûret birbirine benzeyebilir. Acı su da, tatlı su da berraktır.
-Erlerin işi, açıklık ve muhabbettir. Alçak kişilerin işi ise hile ve hayâsızlıktır.
-Öfke ve şehvet, kişiyi şaşı yapar; ruhu istikametten çevirir.
-Kadı gönlünde rüşvete karar verince, zalimi inleyen mazlumdan nasıl ayırır?
-Ruhumuz Hakk'la uyanık değilse uyanıklığımız, tutsaklığımızdır.
-Gümüşün görünüşü beyaz ve yeni ise de, onunla el ve elbise kararır.
-Ateş her ne kadar kıvılcımlarıyla kırmızı yüzlü ise de, sen onun işindeki karartıcılığı gör.
-Şimşek bakışta bir ışık görünse de özellik olarak görme duyusunu çalar.
-Hasetsiz olana hile ve haset edersen, bu hasetle gönlünde siyahlıklar oluşur.
-Hak erlerinin ayağının altında toprak ol. Bizim gibi hasedin başına toprak dök.
-Daha uyanık olan, daha çok dertlidir; daha haberdar olanın yüzü daha solgundur.
-Kendine meylib bulunan her işte, kendi gücünü açıkça görüyorsun. Meylin ve isteğin olmayan isteyse, ''Bu Allah'tandır'' diye kendini yazgıcı yapıyorsun.
-Ümitsizlik mahallesine doğru gitme, ümitler vardır. Karanlığa doğru gitme, güneşler vardır.
-Bu dünya zindandır ve bizse zindandakiler. Zindanda çukur kaz ve kendini kurtar.
-Yıkanmak için ırmakta yürüsen, suda diken zarar verir sana. Her ne kadar diken, suda aşağıda gizliyse de sana batınca var olduğunu bilirsin.