the descendants

entry19 galeri video1
    13.
  1. insanların en büyük hatalarından biri de önyargıdır. Müthiş, iyi ve çok lüks bir yerde yaşayan insanlar için ''cennet gibi bir hayatı var'' deriz. Ancak o insanın ne yaşadığını veya hangi durumda olduğuna kör kalırız. Bunu onlara sorsak ''cennetin canı cehenneme'' bile diyebilirler. Çünkü içlerinde ki acı durumdan haberdar değilizdir çoğu zaman. Filmin ana fikri de bu zaten. Çoğunlukla işiyle meşgul olan kişiler burnunun dibinde ki çoğu şeyi göremezler. Öyle bir an gelir ki görmek zorunda kalırlar. Tabii genellikle acı bir olay sonrasında gerçekleşir bu. Film hayatımızın para, iş ve yoğun çalışma temposundan ibaret değil de ilişki ve aile bağlarının ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Çarpık aile ortamının genel sorunu da budur zaten, herşeyi görmezden gelmek ve gelişi güzel tavır takınmak.

    George Clooney’i başrolde seyrettiğimiz yapım bu sene Hollywood Film Festivali’nde usta oyuncuya yılın aktörü ödülünü de getirmişti. Dünya prömiyeri Eylül ayında Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştirilen yapım, eleştirmenlerden de oldukça yüksek not almayı başardı. En iyi Film ve En iyi Erkek Oyuncu dallarında Altın Küre alan yapım, 5 dalda da Oscar adayıydı. Tüm bunları topladığımızda gerçekten uyarlaması iyi kotarılmış bir filmle karşılaşıyoruz. Senaryosu bana göre biraz klişe kaçmış. Sakin ortamda izlenildiğinde çok büyük keyif verecektir. Filmin tempo sıkıntısı da var hayli düz gidiyor. Ama bu düzlük kötü anlamda değil, gayet basit ve akıcı anlamında. Alexandra karakterini Shailene Woodley canlandırıyor. Ancak ilk olarak Amanda Seyfried düşünülüyor ve daha sonra bundan vazgeçiliyor. Bence Shailene çok daha uygun ve doğru bir seçim olduğunu gösteriyor.

    --spoiler--

    Özellikle Sid, Alexandra ve Scottie insanı caydırıcı tavırlarıyla bezdiriyor. Amerika aile yapısının temelinde yatan şey aslında bu rahatlık. Ama bu filmde biraz daha gözümüze sokuluyor bu. Aşırı derece bayağı ve tiksindirici bir hal bu. Aslında Matt kızlarına biraz ilgi gösterip onların üzerinde baskı yaratabilse bu rahatlıkta rahatlıkla ortadan kalkabilir. Öyle ki bir sahnede Matt ''Kızlarım otoriteyi sevmiyorlar galiba'' diye bir telkinde bulunuyor. Aslında ortada ne disiplin ne de otorite var. Şöyle bir baktığımızda Matt'in eşinin kaza geçirmesi sadece bir sebep. Filmin bitiş sahnesinde ailenin kalan üç ferdini de suratları durgun bir şekilde kanepenin üzerinde iki dakika boyunca görüyoruz. ''Senden Bana Kalan'' derken işte bu aldatılma ve baba-kız ilişkisi seyircinin gözüne sokuluyor. Her ne kadar bunu bana fazla hissettiremese de.

    --spoiler--

    Filmi izleyin, sakin bir ortamda.
    0 ...