bunun tek suçlusu yayınevleridir. öncelikle bu iş artık sokaktaki adamdan çıktı, yayınevleri kendi korsanlarını basıp satıyorlar. bir kitabın fiyatı 30 lira. elbette emeğe saygı ama bu ülkede yaşam standartları belli, insanlar bu şartlarda en fazla ayda 1 kitap alabiliyor hatta 2 ayda bir. bu kitapların fiyatları çok daha uygun olabilir ama bir denetim mekanizması yok. stephen king'in 45 liraya satılan kitabı var arkadaşlar. kağıdın kdv'si "0" a indirildi kaç sene önce. o kitapların maliyeti 3 lirayı geçmiyor. telif hakkıyla beraber masrafı en fazla kitap başına 7 veya 8 lira. pekala o kitap 15 liraya da satılabilir.
işte burada kurnazlık devreye giriyor. 45 liraya satabildikleri kesimler zaten bu kitapları avm'lerden alıyor, alamayan kesim de yine yayınevinin korsan bastığı kitapları alıyor. 45 yerine 22,5 veriyor. buradaki kazanç ve vurgun devasa boyutlarda. korsan satılan o kitaplara fiş kesilmediğinden milyon liralık vergi kaçırılıyor. sonra da yayınevleri çıkıp ağlıyorlar korsan diye. bunların hepsi danışıklı dövüş. korsan kitaba kendileri teşvik ediyorlar vergisiz kazanç için. yakalandıklarında da suçu hayali suçlulara atıyorlar. bu döngü böyle devam ediyor.
bu sorun çözülebilir. ama her ne hikmetse bu konuya bugüne kadar hiçbir yetkili devlet görevlisi el atmadı. sonra da okuma oranı düşük diye, kimse okumuyor diye millet birbirini yeriyor. okumuyor diye bir şey yok, okuyamıyor ya da az okuyor. çünkü parası yetmiyor o kitabı almaya. kitabı alsa karnı aç kalıyor.
devlet okuma kitaplarında tıpkı ders kitaplarında yaptığı gibi bir uygulamaya geçmeli ve ilköğretim öğrencilerine ücretsiz okuma kitapları dağıtmalıdır. ayrıca kitap tavan fiyatı belirlemeli ve bunları kategorize ederek fiyatları belli bir seviyede tutmalıdır. bu hem okuma oranını arttıracak hem de vergi kaybını önleyecek bir düzenleme.
yani olay sadece "türkiye'de kimse kitap okumuyor ya" deyip geçiştirilecek kadar basit değil.