güneş doğar, bahar gelmiştir belki herkes şanliklerde eğlenir, önünde bir sevgili öpüşür belki, anlamsızdır herşey bir şeyler eksik ama ne? önceleri sessizsindir susarsın sayfalarca, içine akıtırsın göz yaşlarını... bir şarkı bir bir yudum bile yeter sana onu hatırlatmaya ve her defasında acı bir şekilde aslında hiç unutamadığını farkedersin. Ve korkarsın ya hiç unutamazsam diye ama bir yandan da garip bir keyif duyarsın bundan biraz sadist biraz hüzünlü yanınla onu düşünürsün... etrafındaki insanların değmezmiş naralaına isyan etmek gelir içinden ama isyanın kendinedir asında çünkü giden odur kalan sen ve yine üzülen sensindir ve hala giden o. sen ne olursan ol o hep giden, bırakan, ayrılan, bitiren, geri dönmicek olan ve ve bunun gibi milyonlarcası olacaktır. işte böyle düşüncelerin aklından her saniye geçebilme kapasitesine sahip olduğun zamanlardır ayrılık vakitleri öylede hızlı geçerki bu düşünceler kalbinden, mantığından, sen bile koşup yetişemezsin ardından...