hangisini fenerbahçeliler yapmıyor, varın siz söyleyin;
+ hakemle maç kazanırken ses çıkarmayıp, kötü oynayarak kaybedilen maç sonrası faturayı hakemlere kesmek demektir..
(saçmalıyorsun azizim, bu tipik bir "fenerbahçe duruşu"dur... son birkaç maça bakmak yeterli. lig'den çekileceklerdi hani...)
+ stadına maç yapmaya gelmiş rakip takım hocasının kafasına okkalı bir tükürük yapıştırmak demektir..
(rakip teknik direktöre telefon fırlatmak, rakip futbolcuya "nah" hareketi yapmak da pek farklı değil sanırım...)
+ 'Sahtekar' diye adlandırdıkları futbolcunun 1 yıl sonra transfer edilmesi demektir.
(kendilerine "g.t oğlanı" diyen bir futbolcuyu -tümer metin- veya annesine ve eşine edilmedik küfür bırakılmayan futbolcuyu -alpay özalan- transfer etmeleri de ilginç bir duruş olsa gerek...)
+ kendisine 100'üncü yıl şampiyonluğunu getiren başkana ana avrat küfür edip, kaçmasını sağlamaktır..
(kendilerine yıllarca şampiyonluk yaşatan kalecilerini -rüştü- hem de tamamen savunmasız bir şekilde arabasında dövmek çok daha iğrenç olsa gerek...)
+ kendisine her fırsatta kazık atan bir rakiple içlidışlı olup, "Kupayı biz alalım, şampiyon da onlar olsun'' gibi garip ittifaklar içine girmek demektir..
(hadi meriç, sen de biliyorsun gerçeği. komikleşme...)
+ sırtını akraba olan federasyon başkanına dayamak demektir..
(eğer arkamızı yaslasaydık bu sene her türlü şampiyon olurduk... tıpkı sizin 2003-2004 sezonunda 25 ocak 2004 besiktas samsunspor maci'yla birlikte -hani şu 5 kırmızı kart gördürdüğünüz- "başlatılan" süreçte olduğunuz gibi... elle atılan golleri, en yakın rakibin 2 metre ötede olmasına rağmen kendini yere bırakıp "verdirilen" penaltıları saymıyorum bile...)
e bu durumda aynı şeyler sizin için de geçerli. "fenerli duruşu" da aynı şey demek ki?