18 yaşımdaydım bir kardeşim olduğunda. babamın yeni eşinden. gerçi diğer üvey kardeşimle aramda üç yaş var yalnızca. bu minikle 18 sene aramız oluverdi bir anda. ilk duyduğumda başımdan aşağı kaynar sular döküldü. doğdu, görmeye bile gitmedim. sonra birkaç aylıkken ilk defa onlar geldi. öss den çıkmıştım. orduevindelermiş. kardeşimi ilk kez orada gördüm. pusetinde oturuyordu. kanım ısındı hemen. kucağıma aldım, kokladım. kardeş kokuyordu mis gibi. o kadar güzeldi ki. benim olsun dedim. hiç gitmesin, hiç ayrılmayım. o gün ilk defa anne olmak istedim. kadınların içinde var bu duygu derler hep, inanmazdım. küçük çocuklarla pek anlaşamazdım çünkü. ama o an içimde bir şeyler uyandı sanki.
sonraki senelerde annesi gibiydim onun. uzaktık evet ama o kadar çok gidiyordum ki. ilk adımını kaçırmamak, ilk kelimesini duymak, ilk cümlesinde yer almak için hep gittim. çok özlüyordum. deli gibi hem de. dışarıda gezerken benim sanıyorlardı. bozuntuya vermiyordum ben de. dünyadaki en güzel şey oymuş gibi geliyordu. kucağıma aldığımda bana ne yaparsa yapsın, ne kadar huysuzluk ederse etsin unutuyordum işte. gece olup koynunuza alıp uyutmanız hele tarifsiz. yüzünü sevmek, öpmek, koklamak uyuturken. sonra minicik elleriyle size tutunarak uyuması. dünyada bu kadar büyük huzur var mıdır? yürümeye başladığında düşecek diye ödüm kopuyordu. annemi anladım o zaman. hatta mucizevi geldi her şey. insan çocuğunu nasıl yalnız bırakır, elini bırakıp yürümesini izlemek bile zor. düşecek diye ödün kopuyor. tökezliyor, sanki dünya duracak gibi oluyor. hiç bilmediği bir dünyaya salıveriyorlar ama anneler çocuklarını. ne büyük fedakarlıkmış dedim. dışarda yürürken insanlar sevmek isterdi onu. çok güzeldi çünkü. niyetleri iyi olduğu halde acaba bir şey mi yapacak diye korktum her defasında. elleri temiz miydi dedim, ya da kıskandım. başkası dokunmasın istedim. bir insan küçük kardeşine bunları hissediyorsa anneler nasıldır kimbilir. ne kadar yüce bir duygu olmalı. nasıl da güzeldir yaşaması. o minik bebeği kucağına almak. kendi bebeğin, sen taşımışsın, beslemişsin, senin etin, tırnağın, kanın, canın. ne kadar büyük bir mucize. ne kadar büyük bir mutluluk. anne olmadan şu dünyadan gitmek istemiyorum. tek büyük hayalim de bu belki.