hayat akarken tarzı işlenmeye çalışılan bir filmdir. filmde birçok fikir bir araya konulmuş, korkak ve dürüst olmak ile cesur ve hayvan olmak ikilemi işlenmiştir. birkaç çeşit toplumda görebileceğimiz insan çeşidine yer verilmiştir. mesela farklı biri, filmin başrolündeki ali karakteridir. ali gibi insanlara toplumda pek rastlamazsınız, rastlasanız da onun iç dünyasını, düşündüklerini tahmin etmeye kafa yormazsınız. yormazsınız, çünkü sıkıcı gelir. monoton bir hayat, acaba ne olur kuşkusuyla korkarak içe atılan sözler, insanların sizi ezmesine izin vermeniz.
şahit yazarlar diye bazen biz de susmuyor muyuz gördüğümüz şeylere. karı ile koca arasına girilmez inancı, ya da tecavüze uğrayan insana müdahale edememek mesela. gerçekten güzel ayrıntılardı. bakkala gelen adam, haklıydı, dedikleri doğruydu. insanlar çok değişti, herkes birbirinden bir şey bekliyor, o kadar hızlı yaşıyoruz ki kendimizden kaçıyoruz. ve adam yardım istedi, ali yardım etmedi. çünkü korktu ya da genel olarak karakteri öyleydi. bu noktada aklıma filmdeki bir eksiklik geliyor, neden içç konuşmalar yok? ali adama neden yardım etmedi? hepimizin bildiği gibi iç konuşmalarımızı susturamıyoruz ve ne kadar istersek isteyelim, içimizden konuşuyoruz. ali içinden ne konuşuyor anlamıyorum ama orada çok hazine olduğu kesin.
filmde aşkı da irdelemiş. zeynep' in sevdiği mehmet karakteri tam bir odun. fakat zeynep seviyor bu adamı, acaba sevgi bu mu? ya da aşk? yoksa bu bağımlılık mı? bence bu bir aşk değil, bu bir ten çekimi olabilir, ya da insanın tecavüzcüsüne aşık olması gibi bir şey. ali aşık olunabilecek biri değildi bence. ama mehmet hiç değildi. kızlar neden kendilerine kötü davranan birine aşık olur? ya da zeynep' in mehmet' in bağlama çaldığı için iyi biri olduğuna inanması ve daha sonra ondan dayak yemesi ama onu bırakamaması kendi içinde çelişmez mi? genelde birçok erkek düşünür bunu, neden kızlara kötü davranan hayvanların sevgilisi var da benim yok şeklinde.
hayat iyilere göre kötü bir yer mi? iyiler cesur değil midir? olamaz mı? insanlar bencil mi olmak zorunda? bu soruları hatırlattı bu film bana. aslında insanlık tarihinden beri var olan soruları tekrar sundu. peki çözüm bulabildi mi, hayır. sadece gösterdi.
aşk insanı büyütür. ali' nin bu sekiz günden sonraki hayatı böyle olmayacak. değişecek. belki daha cesur biri olacak ve hayatı daha iyi anlayacak. o değil de kiracısının ağzına bir tane çaksa içimin yağları eriyecekti. bir adam nasıl bu kadar itici ve ruhsuz olabilir? yaşadığı hayat çok doyumsuzdur bence. toplumda böyleleri de var.