söyleyeceğim çok şey var aslında. ama yüzüne karşı söyleyemediklerim bunlar.
beni bilirsin, düşündüklerimi kimseye açık açık söyleyemem. belki de söylemem gerekir. hiç değilse denemem, çabalamam gerek. ama ben bu huyumu yenene kadar şimdilik böyle idare edeceğiz.
seni tanıdığım için çok şanslı saymalıyım kendimi. ben hep şanssız biriyimdir derdim ama değilmişim. tanışmamızın daha ikinci saatinde kaynaşmanın doruğuna çıktığımız o an anlamıştım aslında ne kadar yakın olacağımızı. tahminde etmiştim o an olacakları, beni sinirden çıldırtacağın günleri, ama ne olursa olsun kopamadığımı ve kopamayacağımı. ** ben de seni az delirtmedim şimdi kabul edelim. belki daha birlikte yıllar geçirmedik, çok fazla şey paylaşmadık ama birbirimizi tanıma fırsatı bulduk, sen beni biliyorsun, ben de seni. bu kısa zaman dilimi içinde çok şeyime katlandın, çok şeyimi alttan aldın. üste çıkıp rest çekebilirdin, yapmadın. şimdi düşünüyorum da o entryi iki kere girmeseydin belki hiçbir zaman tanışma fırsatımız olmayacaktı. yine de bir ihtimal olabilirdi. seni tanımak için bir fırsat çıkabilirdi karşıma. ama ya çıkmasaydı? yüzlerce kişiyle birlikte birbirimizi hiç tanımadan yazmaya devam ederdik bu zımbırtıya. senin sayende çoğu şeyi atlattım, es geçtim, çizgi çektim. sen olmasan yapamazdım bunu. bilmiyorum birden hayatıma girip bu kadar değerli hale gelebilmene şaşırıyorum. ben kendimden beklemezdim bunu. birine tekrar güvenebilmeyi, inanabilmeyi hiç ummazdım. demek ki kötü şeylerin ardından doğan güzel şeylerde olabiliyormuş. bundan sonra dayanabildiğin kadar, yanımda olabildiğin kadar varlığını hissedeceğim.
yaptıkların ve yapacakların için teşekkür ederim.
doğum günün kutlu olsun.