bok vardı allahın cezası

entry1 galeri
    ?.
  1. sevgi(li-siz) tepkisidir.

    aradan tam olarak senenin geçtiği bir zamanda hiç beklemediğin bir haber alırsın. sevgili dönmüştür! kente geldiğini öğrendiğin yetmemiş gibi, üzerine çalıştığın şirkete ziyarete geldiğini öğrenirsin! -bu arada sen yetişmesi gereken bir ihale yazılımı için 1 hafta home-office çalıştığından şirkette değilsindir- normal şartlarda şirket dışından her zaman şirketin kamera sistemine bağlı ve izlemedesindir. olacağı var ya; o günün bir önceki günü arkadaşın bilgisayarıyla sende kalır ve çalışırsınız. her zaman fazladan bir pc için ayırdığın net kablonu kullanır; gece gittiğinde kabloyu fark etmeden yanlış bir yere takar ve modeme köprü atmış olur. sabah standart mesai saatini evinde uygular işe başlamaya çalışırsın; fakat evdeki 2 makina da nete girmiyordur köprü sebebiyle. yarı alıklık, yarı bir önceki gece mesaisiyle fark edemezsin kabloyu. birkaç saat böyle geçer; sen bu kesintiyi ödenmemiş fatura sanar ve para aramaya başlarsın. fatura kesim tarihi geldiği için modemden şüphelenmezsin bile. derken cuma vakti gelir, bırakır herşeyi çıkarsın. geldiğinde kabloyu fark eder nete erişirsin. kamera yazılımı otomatik olarak bağlanmaya çalışır, ama senin sıranı şirketten bir başkası aldığı için bağlanamazsın. bütün gün içinde garip bir sıkıntıyla çalışırsın. akşamına doğru mesai arkadaşınla muhabbet ederken, "gelmediğin iyi oldu bugün" der ve ekler; "buradaydı o". arkadaşın ikizin gibi yakınındır; bilir dağılacağını. bir iki alık ifade, biraz muşmula surat tepkisinin ardısıra yüzünün yandığını hissedersin. 2 masaüstü vantilatörün birden yönünün çevrili olduğu yüzündeki sıcaklık artar; mallık etkisiyle görüntü kaybına yaşlarının sebep olduğunu geç anlarsın. gerçi anlasan da değişen birşey yoktur. tek değişen çalan (bkz: inner silence)'ı başa alman olunca bant kopar ve ...

    "bok vardı allahın cezası" diye haykırırsın; bok vardı da geldin. gittiğinde kolay mıydı toparlamak? -pardon hiç gelmediğinde- en azından lanet olası başka bir şehrin orospu sokaklarına pezevenklik yapıyor ve kahrolası adımlarını o iğrenç şehrin sokaklarıyla seviştiriyordun; değil sokağımla. yani bi' 35lik'lik işin vardı kafamın, zihnimin, yüreğimin ırzına geçtiğinde. ne demeye uğrarsın o şirkete bilmezken orada olmadığımı? ne olacaktı ben seni gördüğümde? kaç gün, kaç ay, kaç bilmemne karın ağrısı zaman periyodu daha ağzına edecektin fikrimin?
    lanet geçen bir gün boyunca seni görmemem için gereken herşey haricimce sağlanmışken, bir sms'e sığıp, parça tesirlice yüreğime sıçabiliyorken sen; ne bok olacaktı kadın! seni görseydim!
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük