ben bunun evine gittim kryptondakine. patlamadan evvel. anasını babasını gördüm. bu krypton ahalisi pek bir ilginç insanlar. hepsi bildiğin insan formundalar. uzaylı demezsin. ama böyle futuristik futuristik konuşuyorlar. etraf da öyle zaten amcıklar. bir de bir sürü kristal var. her şey kristal amına koyayım. çiçek yok. yani sevdiceğine böyle atyarrağı gibi kocaman kristal götüren insanlar bunlar. neyse işte ot mot olmadığında fotosentez de yok. gezegeni sikmişler bunlar. bu süponun babası da çevreci lavuk. ama dinlememişler. zaten finans sektörü de krizdeymiş o zamanlar. sonradan süpo anlattı bana bunları. ellerinde böyle kristaller ile ölmüşler gitmişler amcıklar.
la dedim senin baban ne mal adammış. gemiyi biraz büyük yapaydı da ananı da alaydı kendini de koyaydı yollarda da çüküşe çüküşe gelirlerdi dedim. pederim öyle münasip görmüş dedi. yavşak. memleketini isktiğim. zaten böyle memleket toprağıdır deyip kripton taşını da eline yüzüne süremiyor. önüne iki parça kripton taşı koyuyosun yeşil, sanki böyle hayatında ilk kez kerhaneye girecek ergen gibi kıvranıyor bükülüyor. sikerim di mi sikerim ya evet diye git gel yaşıyor gibi mal mal hareketler bunda.