17 şubat 1926 tarihinde yürürlüğe giren medeni kanunumuzdaki hak ehliyeti; "cenin anne karnına düştüğü anda hak ehliyetini kazanır" kuralı bilinmeden edilen slogandır. Kişinin hak ehliyetine sahip olması "tam ve sağ doğum" şartına bağlanmakla birlikte; cenine, şartlı bir hak ehliyeti tanınmıştır. Dolayısı ile kürtaj, mevcut kanunların genel sistematiği içinde düşünülürse zaten suç teşkil eden fiildir.
1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe giren Türk medeni kanununda da 1926'da yürürlükte olan Kanun-i Medeni'nin "hak ehliyeti" tanımına aynen yer verilmiştir.
kanun-i medeni madde 27/2'deki tanıma göre hak ehliyeti; "çocuk sağ doğmak şartiyle ana rahmine düştüğü andan itibaren medeni haklarından istifade eder." şeklindedir.
Son durumu tahlil edecek olur isek; 86 yıl boyunca uygulanması gereken yasağa rağmen, siyasi ve idari otoritelerin "cenin=can" üzerinde yetkisiz insiyatif kullanarak günümüze kadar taşıdıkları yersiz tartışmadır.
kürtaja karar verenin fail, kararın uygulanmasına yardımcı kimselerin ise şerik veya fail olarak yargılanması, kayıtsız ve şartsız lazım gelen meseledir.