panikatak

entry276 galeri
    158.
  1. Hayatımı zaman zaman ızdıraba çeviren hastalık. Aşağıda kendisiyle tanışma hikayemi detaylı anlatacağım, benzer hikayeleri olup da sıkıntı yaşayanlar kesinlikle yardım alsın, yardımsız çok zor. Başlıyorum;

    1,5 ay kadar önceydi, bi gece yemeği ve yemek sonrası abur cuburu fazla kaçırmıştım. Bilgisayarı kapatıp yatağa yattım, başımda hafif bi ağrı hissettim. Genelde olmayan birşeydi, tansiyonum çıkmış olabilir diye düşündüm. Kalktım, bilekten ölçen elektronik tansiyon aletini kaptım, ölçtüm. 14-8 gibi bişeydi. Normalde 12-8'den şaşmayan tansiyonum olduğu için yüksek geldi. Ağrı da olunca biraz gerildim. 5 dk kadar sonra tekrar ölçtüm, 15-8. "Bana ne oluyor" diye düşünmeye başladım, gerginliğim artıyordu. 5 dk sonra yine ölçtüm, 16-9. Beynim kontrolden çıktı, bana ne oluyordu da 12-8 den şaşmayan tansiyonum 16'ları görüyordu?

    Anneme durumu söyledim, babamı uyandırdım. Arabaya atlayıp acil servise gidişimiz 1. viteste gitsek 5 dk'yı geçmez, gel gelelim yol bana 1 saat gibi geldi. Elim ayağım titriyor, ateş bastı her yerime, o kadar şiddetli titriyorum ki bacağım vites koluna çarpıyor. Neyse acile girdik, ben kendimi beyaz önlüklü birinin eline atmaya bakıyorum, kayıt formalitesi falan gözümde büyüyor. Ulan ölüyorum, tansiyonum belki 20 oldu gelene kadar. 5 dk'da 2 cmhg artıyordu, kesin 20 olmuştur büyük tansiyon. Belki küçük de 10 cmhg üstüne çıktı? Doktor bana bak yalvarırım, bana bak. Bırak amcamın ateşi varsa ateş düşürücü alsın ben ölüyorum bana bak.

    Kafamda bu düşünceler dönerken doktor beni çağırıyor, giriyorum. Anlatıyorum derdimi, ailemde hipertansiyon var mı onu soruyor, yok diyorum. Ölçüyor tansiyonumu, 16-9. Nabız deliler gibi. Dil altı hap veriyor, iğne yapıyor. "Yarım saat bekle yine ölçeceğiz" diyor. Geçiyorum dışarıya, gerginlik beni öldürüyor. Yanımızda tanıdık bi teyze var, yaşı 60. Tansiyonu 20'lere vurmuş, kadın benim kadar dert etmiyor. "Dil altı verdi geçer gaari" diyor kadın. Bakıyorum, ulan bu kadın 20 tansiyonla ölmüyosa bana bişey olmaz diyorum, rahatlıyorum bi an. Derken dilimde bi uyuşma hissi oluyor, ensemden kollarıma bi uyuşma-titreme iniyor aniden. Terliyorum. Sıkıntı basıyor. Ayıp olmasın diye bağırıp ağlayamıyorum, geriliyorum sadece. Bi süre sonra geçiyor, rahatlıyorum biraz yine teyzenin durumunu düşünüp. Sonra birden yine uyuşmalar, titreme hissi, gerginlik.. Nabız çılgınlar gibi ama sürekli.

    Yarım saat geçiyor, tansiyon ölçülüyor, 14-8. Doktor "düşme eğilimi gösterdi tansiyonun, eve gidebilirsin" diyor. Eve gidiyorum, yatağa yatıyorum, sessizlikte nabzımı duymaya başlıyorum. Çıldırıyorum, o hızlı atışları duydukça hızlanıyor kalbim. Sağa dön yok, sola dön yok, ateşler basıyor, zar zor sızıyorum bilmediğim bi saatte.

    Ertesi gün bi gece öncesinin korkusuyla sürekli gerginlik yaşıyorum. Düştüğüm durumu düşünüp ağlamak istiyorum. Bunalıyorum. Kendimi işe güce falan verip unutmaya çalışıyorum. Daha iyi gibi hissetmeye başlıyorum. Sonra okula dönüyorum, şenlik haftası başlıyor. 1-2 kısa sınav oluyorum, sınavlardan çıkıp konserlere gidiyorum, aktivitelere katılıyorum, fotoğraf çekiyorum, kız arkadaşımlayım, iyice sağlıklı hissediyorum. "Yemeği fazla kaçırdım ondan çıktı tansiyon" diyorum. Doktorun söylediği gibi 1 hafta tansiyonumu ölçüyorum, 12, 13, max 14.1 falan görüyorum. iyi olduğuma kanaat getiriyorum.

    Derken şenlikler bitiyor, final haftası yaklaşıyor. Tüm dersleri geçmek için final notumun 40 olması yetiyor, hatta artıyor. Ama ben stres yapmaya başlıyorum yavaştan. O arada sinüzit oluyorum, öksürük oluyorum, iyice geriliyorum. Hiçbir ders umrumda değil ama hidrolik makineler dersinden fena korkuyorum. Makine elemanları 2, otomatik kontrol falan varken ben gidip hidrolikten korkuyorum. Sabahları kalkıyorum, aklıma hidrolik makineler geliyor, içim bunalıyor, o derece. Bi sabah yine kalkıyorum, ilk final olan hidrolik makineler finalinden 2 gün öncesinin sabahı. Öksürük ve sinüzit iyice azıtmış durumda. Tuvalete gidiyorum, öksürüyorum. Balgamımda çok minik kan pıhtıları görüyorum, deliriyorum. Ateş basıyor, korkmaya başlıyorum. Aynı şeyi 2 yıl önce yaşayıp nedeninin uzun süreli şiddetli öksürüğe bağlı solunum yolu tahrişi olduğunu bilmeme rağmen korkuyorum. Ya bu sefer öyle değilse? diye deliriyorum. Gerildikçe başım ağrımaya başlıyor. Tansiyonumu ölçüyorum, 15-9. Ev arkadaşıma haber veriyorum. Soluğu uludağ üniversitesi tıp fakültesi acilinde alıyoruz. Acilde tansiyonum 12-8 olarak ölçülüyor. Nabız 120'lerde geziyor. 2 kez ekg çekiyorlar, ikisi de temiz. "Stres var mı?" diyor doktor hanım, "stres yapma takma finalleri falan" diyor. Yolluyor beni. Metroya biniyorum kendimi bursa merkeze atmak için, metroda 3 dk da bir ağlıyorum sessiz sessiz. insanlar bana bakıp duruyor.

    O gece yatağımda yatamıyorum, ateşler basıyor, terliyorum, kollarım uyuşuyor. Salonda yatıyorum, yarım saatte bir terleyip uyanıyorum, zorla uyuyorum, uyanıyorum, böyle sürüyor. Bu süreçte yemek de yememeye başlıyorum, vücut direncim çok düşüyor. Bakıyorum olmuyor, alıyorum kalan 1-2 final için bikaç kitap, gemlik'e dönüyorum. O gece yine acillik oluyorum tansiyon nedeniyle, evdeki tansiyon 16, acil kapısından girince 14'e düşüyor. Çok anlayışlı bi bayan doktorla karşılaşıyorum, sakinleştirici yapıyor, "eve gidene kadar uyumaya başlarsın" diyor, gönderiyor. Sakinleştirici iğne yapacağım dediği an kadının boynuna atlayıp öpesim geldiğini hiç unutamayacağım bu arada. Sanki ölümsüzlük iksiri vermiş kadar sevindirdi beni.

    Ertesi gün bu işin böyle gitmeyeceğini anlayıp çekirge'de muayenehanesi bulunan psikiyatrist kurtuluş alp beyde alıyorum soluğu. 1 saat süren görüşmenin ardından kendimi rahatlamış hissediyorum. Doktorun koyduğu teşhis ise panik atak. Atakları engellemek için günde 2 kez 0.25 mg xanax, tedavi için ise ilk 4 gün yarım sonra tok olmak üzere eslorex yazıyor. "Tansiyonun falan yok, başka bi doktora gitmene gerek yok bence, sen bilirsin yine de" diyor. Ama ben çekirge kalp ve aritmi hastahanesinden de randevu almış olduğum için oraya da gidiyorum. Tansiyon orda 13-8, ekg tertemiz. Ultrason ile kalbime falan bakıyor doktor, "senin tüm rahatsızlığın psikolojik, psikiyatristin ilaçlarına yardımcı olsun diye dideral yazıyorum sana, çarpıntını engeller rahat olursun" diyor.

    O günlerden bu güne kadar 3 hafta falan geçti. ilk hafta 1 kez kriz geldi sadece, yine sabahı sabah yaptım zor uyudum. Sonra çok şükür hiçbirşey olmadı. Tabi bu arada yine bi dahiliye uzmanına gittim, tahliller falan, onlar da temiz. Yine aynı cümleler, sorunun psikolojik vs.

    Şu an tedavinin başında sayılırım. ilaçlarımı düzenli kullanıyorum. Biliyorum ki tansiyonum gayet iyi, hipertansiyon hastası değilim. Kriz anında tansiyonumun yükselmesinin tek sebebi yaşadığım gerginlik. Gerginlik arttıkça damarlar daralıyor. Damarlar daraldıkça tansiyon artıyor, arttıkça ölçüyorum, geriliyorum. Gerildikçe daralıyor, kısır döngüye giriyor anlayacağınız gibi.

    Ama artık döngüyü kırabiliyorum. Bunda ilk günlerde xanax'ın etkisi çok büyük oldu tabi, ama yine de beynimde de bitirebildiğimi fark ediyorum bu kötü düşünceleri. Xanax ile ayakta durmadığımı biliyorum, onun da bağımlısı değilim yani. Ama eslorex'i daha en az 6 ay kullanacağımı da iyi biliyorum.

    Tedavi oluyorum, o süreçte kendime de söz geçirmeyi öğreniyorum. iyileşiyorum günden güne anlayacağınız. Ama en ufak bi ani heyecan ya da korku, bikaç saat ara ara titreme ve uyuşmaların yoklamasına neden oluyor, onu da söylemek gerek. Ama onlar da geçecek sonuçta.

    Berbat bi hastalık, bu kadar uzun yazdım ama bi bu kadar daha yazsam anlatılmaz bi hastalık. Allah düşmanımın başına vermesin, kimse çekmesin. Yakalanan varsa da hemen tedavi olsun, çok yardımcı oluyor. Yukarıda adını verdiğim psikiyatristim kurtuluş alp'i de tavsiye ederim, kesinlikle işinin uzmanı birisi.
    5 ...