Mehmet Yılmaz'ın bugün Hürriyet'teki köşesinde ad vermeden yazdığı tv kanalının El Cezire olduğu sanılmaktadır:
Bu yazıdaki her şey hayal mahsulü
AMERiKAN filmlerindeki gibi bir giriş yapacağım: Biraz sonra okuyacağınız olay tamamen hayal mahsulüdür. Kişiler ve yerler ile ilgili benzerlikler tamamen tesadüften ibarettir!
Şimdi konuya girebiliriz: Ülkenin birinde, ülkenin yöneticisinin görev süresinin sonunda artık bir daha o makama dönüp bakmayacağı belli olduğunda, gözü o makamda olanları tatlı bir telaş sarmış.
Kimse açıkça ortaya çıkıp Ben o makama adayım demiyormuş ama kalpler de hızla çarpıyormuş.
Böyle bir durumda medyanın desteği de önem kazanmış tabii. Bazı siyasetçiler ile ilgili haberlere ambargo uygulayan gazeteler, televizyonlar bile olmuş.
Bu aday adaylarından biri de bu durumu görünce kendisine bağlı bir medya yaratmanın hevesiyle, yabancı bir ülkede değişik dillerde yayın yapan bir televizyon kuruluşunun ülkeye getirilmesine ön ayak olmak istemiş.
Bunu kolayca yapabileceğini düşünüyormuş çünkü kanunlara göre sermayesi yüzde yüz yabancı olan bir televizyon da kurulamıyormuş. O da bu sorunu kendi yakın adamlarından birini bu işin ortağı yaparak aşmayı planlamış. Gösterdiği adam beş kuruş ödemeden şirkete büyük ortak olmuş, şirketin başına da yurtdışından bir başka adamımız getirilmiş.
Ama işler beklendiği gibi gelişmemiş. Adamımızı yabancı kuruluş beğenmemiş, adam ortada kalmış.
Sonra ülkede kanun da değişmiş. Artık yabancı şirket yöneticisi kendi başına da bu işi yapabileceğini görünce kâğıt üzerindeki büyük ortağa gidip, hisseleri devret aziz kardeşim demiş.
Kâğıt üzerinde büyük ortak olan şahıs burada mızıkçılık çıkarmış. 10 milyon dolar almazsam hisselerimi size geri vermem diye ayak diretmeye başlamış.
Bir yandan da stratejik hesaplar ile bu işe giren siyasetçinin kapısını aşındırıyorlarmış, adamın bize hisseleri vermiyor diye.
Durum halen böyle olduğu için de o televizyon bir türlü yayına başlayamıyor, siyasetçi de işin içinden nasıl çıkacağını kara kara düşünüyormuş!
Onlar ersin muratlarına, bakalım kim çıkacak gidecek olanın kerevetine, tahtına!