Ne demiştik efendim? Tastamam şöyle demiştik: Ankara'da düzenlenen memur yürüyüşü etkili olacak mıdır? Muhalefet saflarında ve basında, evet. Peki bir sonuç alınacak mıdır? Hayır.
Herhalde bir şey biliyoruz ki bizi de buraya köşe yazarı diye oturttular, değil mi efendim?
Diğer gazetelere oturtulanların eteklerindeki taşları dökmeleri için de bir gün bekledim, dün balıklama atlamadım konuya.
Bu yürüyüşten iktidarın çok korkacağını ileri sürenlerin suratlarını şimdi görmek isterdim doğrusu...
Genelkurmay başkanı istemiyorum ama karışmayacağım demeye getiriyor ve birtakım basın zavallıları atıp tutmayı sürdürüyorlar... içlerinden gerekirse orduyu da değiştiririz diyebilenleri de çıktı!
Bertolt Brecht, 1953 yılında Doğu Berlin'deki işçi ayaklanması üzerine, Doğu Almanya'nın komünist hükümetine yönelik şöyle bir şiir yazmıştı: Bu halkı feshedin ve hemen yeni bir halk seçin!
Bir de istanbul yürüyüşünü görelim bakalım şimdi, Tandoğan'dan sonra Çağlayan... Cumhurbaşkanı yarın seçilirse yürüyüş kadük olacak mıdır? Seçim ikinci tura kalırsa yürüyüş başarıya ulaşacak, Erdoğan ve Gül'ü korkutacak mıdır? Ay vallahi Gül adaylıktan çekilebilir mi yoksa?
Ağaçlar nasıl patır patır yeşerdi, balıkçılarda ne büyük kalkanlar derya kuzusu gibi yatıyorlar, turfanda enginar da kaymaklı lokum gibi üstelik, piyasada ne güzel filmler var, biz nelerle uğraşıyoruz yahu...
AKP bu seçimi de çatır çatır kazanacak, oy oranı artar mı azalır mı bilemem ama beş yıl daha başımızda...
Asıl 2012 seçimleri ne olacak? Onu da kazanırsa, 2014 yılında bu kez Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olacak ve yedi artı yedi on dört yıl Çankaya bürokrasinin değil halkın elinde kalacak.
Yoksa 2012 yılında Marduk gezegeni gelir, uzaylılar düdüğü çalarlar ve bu iş biter mi?
Öff... Sıkıldım ama ha...
Bakalım avantası kesildiği için inleyen laik basın yaygara etmeyi nereye kadar sürdürebilecek?
Masamda ünlü iskoç tarihçisi Giles MacDonogh'un savaş sonrası Almanya'yı, 1945-1949 yıllarını anlatan yeni kitabı tuğla gibi duruyor ve ben nelerle uğraşıyorum...
Heinrich Böll'ün, aynı dönemde geçen, ölümünden sonra terekesinden çıkmış hiç bilinmedik öyküleri ve roman taslakları okunmak için sıra bekliyorlar ve ben neler yazıyorum...
Dışarıda çocuklar çığlık çığlığa uçurtma uçuruyorlar, acaba DYP ve ANAP birleşirler mi, Genç Parti de onlara katılır mı?
Migros'a çok güzel Fransız ve italyan şarapları gelmiş, acaba Hayrünnisa Gül’ün başörtüsü bizi bozar mı?
Yani bu millet namaz kılıp oruç tutunca kefereye rezil mi oluyoruz acaba? Baksana, adam Kayserili... Babası hem hacı hem tornacı... Bıyığı da var... Böyle cumhurbaşkanı olur mu?
Akşama Fenerbahçe ile Beşiktaş kapışacaklar, bu durumda cumhuriyetçi mi olalım demokrat mı?
Recep Peker haklı mıydı, demokrasiye dönmekle hata mı ettik, bu millet kendi kendini çekip çevirmekten aciz bir kara kalabalık mıdır? Ankara'nın taşına mı bakalım, gözümüzün yaşına mı?
Uyan uyan Gazi Kemal, kalpaksız çılgınlar gene madara oldular... Anayasa yaptılar, siyasi partiler kanunu yaptılar, seçim kanunu yaptılar, kendi kurdukları sisteme, işlerine gelmeyince, kendileri şarladılar! Halk iktidara geldi, vatandaş mutsuz... Halk plajlara akın edince de vatandaş denize girememişti...
Halk geldi, şeriat da gelir mi acaba?
Tüü Allah cezanı versin necip matbuat!
Ernest Hemingway, 'gazetecilik genç bir yazar için çok yararlıdır,' demişti, 'ne zaman bırakacağını bilmek kaydıyla!'
Eşeklik ettin, vakitlice bırakmayı bilemedin, parası da tatlı geldi tabii, bu arada karta kaçtın, otur şimdi yaz bakalım seni sıkan konuları da aklın başına gelsin!