son yazısı Gelen ağam giden paşam'la bir kez daha coşmuş kalem erbabıdır. basındaki paçalardan süzülen yalamalık/yalakalık/şakşakçılık ancak bu kadar kısa cümlelerle ve net ortaya konabilirdi.
"Erdoğan aday olacak..."
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
"Erdoğan aday olmayacak..."
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
"Galiba Nimet Çubukçu..."
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
"ibre, Vecdi Gönül e dönüyor..."
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
"Abdullah Gül aday oldu..."
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
Başbakan, çıkıp dese ki, "cumhurbaşkanı mumhurbaşkanı yok kardeşim, Çankayayı lağvettik..."
Eminim şu başlığı atarlar:
Borsa moral buldu.
Piyasa rahatladı.
Allah sizi inandırsın...
Başbakan henüz kürsüdeyken, "adayım Abdull" der demez... Bizim Ankara Bürosu, Abdullah Gül ün sevdiği yemeklerin listesini bile geçmişti istanbul'a... Jet hızıyla.
Kuru fasulye.
Pilav.
Mantı.
Bir yeşil salata yaparmış...
Parmaklarınızı yermişsiniz...
O derece.
Kimi, ne alakası varsa, Beşiktaşın ilk 11ini bir nefeste sayabildiğini anlatıyor... Kimi, burcunun özelliklerinin altını çiziyor... Sezgili, tutkulu, kararlıymış akrepler... Uğurlu rengi kırmızı, uğurlu kokusu misk... Peki ya ünlü akrepler? Alain Delon, Alfred Nobel, Nadia Comaneci, Maradona, Abdullah Gül.
"Gül döktüm yollarına" diyen de var... "Güllerin içinden bir Gül'ü seçti" diyen de...
"Çankayada Gül eceğiz..."
"Çankayanın Gül ü..."
"Milletin yüzü Gül dü..."
"Göbek adı Cumhur."
"Duygu seli..."
"Ağlamak istiyorum..."
Ne ararsan var.
Romantizm fırtınası bir nevi.
Şöyle demiş bir yazar mesela...
"Anadolu nun bağrından çıkan, mütevazı bir aileye mensup evladımız, cumhurbaşkanı oluyorsa, bundan gurur duymalıyız."
Sezer, Saksonyalı çünkü.
Babası da Dük'tü.
Ama en güzeli şu...
"George Clooney e benziyor."
Yani arkadaşlar, gözünüzü seveyim, yalakalığın da bir sınırı var yahu... George Clooney'e benzemiyor ki birader.
Brad Pitt deseniz, hadi neyse.
Uzun lafın kısası...
Ne Gül'dür sorun, ne başkası.
Türkiye de anormal işler oluyorsa, hadiseler normal mecrasında akmıyorsa, basit itirazlar nefretlere dönüşüyorsa, millet kamplara bölünüyorsa, hoşgörünün yerini tahammülsüzlük alıyorsa, bilin ki... Bunun en büyük sebeplerinden biri, bu şakşakçılık, bu yağcılıktır.
Özde değil, sözde gazeteciliktir.