rubailer

entry61 galeri
    30.
  1. nazım hikmet ran'ın rubailerinden bazıları:

    2

    Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir,
    ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir.
    Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl
    bana ışığı vuran yârimin cemâlidir...


    3

    Sevgilimin hayâli dile geldi aynanın üzerinde :
    '' O yok, ben varım'' dedi bana günün birinde.
    Vurdum, düştü parçalandı ayna, kayboldu hayâl
    ve lâkin çok şükür sevgilim duruyor yerli yerinde...

    5

    Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
    Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
    ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
    ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...


    6

    Öptü beni : '' Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır'' dedi.
    «Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» ; dedi.
    «ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
    «körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» dedi...

    7

    Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
    pırıldamakta devâmedecek ben basıp gidince de,
    çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
    ve bende bu aslın sureti çıktı sadece...

    10

    Balla dolu petek
    yani gözlerin güneşle dolu...
    Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
    bal başka petekleri doldurmakta devâmedecek...

    13

    Aramızda sadece bir derece farkı var,
    işte böyle kanaryam,
    sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun,
    ben elleri olan, düşünebilen adam...

    iKiNCi BÖLÜM


    1

    '' Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan'' dedi Hayyam.
    Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu adam :
    '' Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım'' dedi,
    «şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param...»


    2

    Ölümü, ömrün kısalığını tatlı bir kederle düşünerek
    şarap içmek lâle bahçesinde, ayın altında...
    Bu tatlı keder doğduk doğalı nasibolmadı bize :
    bir kenar mahallede, simsiyah bir evde, zemin katında...


    3

    Ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara varmadan :
    yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...
    Perdesiz, buz gibi odasında uyandı delikanlı,
    gecikmeyi affetmeyen fabrikanın canavar düdüğüydü uğuldayan...


    4

    Geçmiş günün hasretini çekmem
    '' yalnız bir yaz gecesi bir yana''
    ve gözümün son mavi pırıltısı bile
    gelecek günün müjdesini verecek sana...


    5

    Ben, bir insan,
    ben, Türk şairi komünist Nâzım Hikmet ben,
    tepeden tırnağa iman,
    tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibâret ben...


    6

    Ben, spiker, konuştum,
    sesim bir tohum gibi ağır ve çıplak :
    Kalbimin saat ayarını veriyorum,
    gonga tam şafak vakti vurulacak.



    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


    1

    insan
    ya hayrandır sana, ya düşman.
    Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
    ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...


    2

    Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
    sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
    Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
    bahtiyarlığına benzer seni sevmek...


    3

    Kim bilir belki bu kadar sevmezdik birbirimizi
    uzaktan seyredemeseydik ruhunu birbirimizin.
    Kim bilir felek ayırmasaydı bizi birbirimizden
    belki bu kadar yakın olmazdık birbirimize...


    4

    Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
    tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
    Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
    aydınlık, alabildiğine aydınlık...
    0 ...