sene 2006 aylardan ekim ve birine aşık olmuşum. aradan geçen yaklaşık 6 yıl içinde hep içimden sevip durmuşum. okul bitmiş ve yaşadığım şehre dönmüşüm. yalan değil; ara ara aklımdan çıkmış, acaba ne yapıyordur sorusunu sormadan uykuya dalmışım bazen. dile kolay 6 yıl... her zaman da aklında tutamazsın ki.
sene 2012 yolum tekrar o şehire düştü. hem de kalıcı olarak bu defa. şehire adımımı attım, yemek için bir restorana girdim ve yemeğimi yemiş, çay sigara yaparken bir de ne olsun. o geçiyor yanımdan. yanında annesi ve babası, tatlı tatlı bir şeyler anlatıyor onlara. benimse sırtım dönük ona. halbuki aramızda 2 metre ya var ya yok. önce sesi geçti yanımdan sonra kendisi. arkasından bakakaldım. elimdeki sigarayı fırlattım. ağlayacaktım ama utandım. ağlamaktan da utandım yani.
nasıl bir süprizdi ki bu. onun ait olduğu yerde artık benimde olacak olmamın hayali bile güzelken, daha ilk dakikada karşıma çıkmış olması, onu tekrar canlı canlı görmem nasıl bir süprizdi.
hayatta şansa yer yok. nasip var, kısmet var, tevafuk var. bu da bana hayatın bir süprizi idi. acaba onu takıntı mı yaptım, 6 yıldır neden hala o diye düşünürken yanımdan geçen bir süpriz. belki bir işaret. çabala bir kez daha, bir teşebbüse daha kalkış diyen bir işaret.
6 yıldır hep hata yaptım. sana karşı nasıl davranacağımı bilemediğim için bir şeyler yapmaya teşebbüs dahi etmedim ta ki geçen seneye kadar. geçen sene teşebbüs ettim, onu da yarıda bıraktım. yarım kalan bir şey için bir kez daha teşebbüs edeceğim allah nasip ederse. bakalım sonucu ne olacak.
ha bu arada, ilk defa buraya bu kadar içten bir şey yazdım. dostlarıma bile bu konuyu açmaya yüzüm kalmadı neredeyse. dile kolay, 6 yıldır aynı muhabbet. ama bu defa bir şeyler olacak iyi ya da kötü. çünkü onun gibi oraya ait olmasam da, oraya yaşam kurmaya geliyorum bu defa. orası mı, orası bursa.