14. ülkeden sonra ipin ucunu kopardığım, 'bunlar ne biçim şarkılar' diye avrupa ülkelerinin çoğuna sövdüğüm bir yarışma oldu. Danimarka'nın kepçük ağızlı kızının çıkmasıyla birlikte bütün umutlarım suya düşmekle beraber, bazı yarışmacıların 'biz de geçerken uğradık' tavırları da ayrı bir komiğime gitti. Loreen sahneye çıktığında bir ara 'isveç'e şarkıcı diye Hande Yener'i kakalamışlar lan' demekten kendimi alamadım. Aralarında ki benzerlik ilgi çekiciydi. Şarkı güzeldi, müzik ses kötünün iyisiydi denilebilir ama Loreen'in yaptığı dans pek tutmadı gibi, koreografi sağlam oturmamıştı. Gel gelelim Türkiye'ye o şarkıyla eurovision'a katılmamız başlı başına bir saçmalıktı. Can Bonomo gibi başarılı bir müzisyen'in öyle bir şarkıyla dünya ülkeleri önüne çıkarılması gerçekten utanç verici oldu. Koreografi ve sahne sıfırdı zaten. Çöpçüler kralı gibi giyinmeseydik, koreografi ve müzik biraz daha güzel olsaydı belki ilk 5'e girebilirdik, belki... işin aslına bakılacak olursa müzik falan hikayeydi her zaman olduğu gibi şarkılar değil siyaset yarıştı.