O öldüğünde 11 yaşındaydım ben daha ölümün ve babanın ne demek olduğunu kavrayamazken. O ölmüştü. Zaten hastalandığında da 9 yaşındaydım. Kanserdi, kanser ne demekti ki?
5. sınıfın ortasında doğru bir soru yapmıştım uzun zamandan sonra öğretmenim defterime imza atmıştı. Aman yarrabi ne büyük sevinçti o.. koşa koşa eve geldim gösterdim bak baba doğru yaptım, ben yaptım öğretmen imzaladı aferin dedi bana sapsarı teni, kısık sesiyle aferin kızım hep böyle ol. dedi. Annem uzaktan acı acı gülümsedi. Zaten hiç gülümsemezdi gülümseyemezdi. Dağ gibi adam yatağa hapsolmuştu. Bağırsakları dışarıda bakıma muhtaçtı. Yaz tatili geldi.. 5 tane 2 utana sıkıla gösterdim karnemi olsun kızım, seneye daha çok çalışırsın dedi. Tatile teyzemlerin yanına gönderdi bizi. 2 ağustostu.. 3 ağustos sabah 4 telefon çaldı haber geldi. Teyzem bir şey söylemedi. En büyük ablam anladı.. öldü di mi öldü.. kim öldü noldu derken beni giydirip çıktık yola. Vardık eve.. bembeyazdı gülümsüyordu, gözleri kahverengiydi ama yeşil olmuştu. Öptüm, yüzünü sevdim. Anneme sarıldım ağladık. Çok ağladık.. selası okundu.. üzerinde kocaman bıçak vardı.. beyaz çarşaf.. tabutu geldi.. aldı götürdüler.. sonra geri geldi tabutun içinde hakkınızı helal ediyormusunuz 3 kere sordu hoca o ne demekti ki? Aldılar bir daha götürdüler.. terastan caminin avlusunu izledik.. bir yığın insan cami avlusu dolmuş taşmış.. çok kalabalık neden? dedim kimse bir şey söylemedi.. gittiler sonra.. herkes gitti.. amcamlar geldi.. artık biz varız dedi.. annem topladı 3 kızı aldı götürdü.. çok kızdılar bize.. çünkü artık ne babam ne amcalar vardı.. sadece 4 kişiydik.. annem ve 2 ablam.. hee birde o ölmeden aldığı parfümü..
Babanın ölmesi böyledir işte.. hep aklınızdadır.. hep boşsunuzdur. Ne kadar bilirsen bil boşsunudur.. yaslanacağın bir dağ yoktur..