tanıtım yazılarındaki imla hatalarına ilişkin -o işle ben meşgul olmadığım için burada yazılanlar vesilesiyle fark ettim- konuşmak gerekirse: söykü hiçbir zaman üst düzey bir edebiyat oluşumu olduğunu zaten iddia etmedi. bunu içerden edecek olana da ben zaten yeterince muhalefet ediyorum, daha çok yol almamız gerekir diye. kaldı ki böyle bir iddiamız olmamasına rağmen sanki türkiye'nin prestijli bir oluşumuymuşuz gibi tepkiler almamız aslında bu işin ne kadar iyi bir yolda ilerlediğini ve ciddiye alındığını da gösteriyor. bu açıdan da sevinmedim değil.
demek ki bu insanlar iddialı insanlar değil. demek ki bu insanlar ahkam kesmiyorlar biz duayeniz diye. eh, böylesi bir durumda bu insanları olmadıkları bir konuma yerleştirip, sert eleştirmek de yanlış o halde.
iskender konusuna gelince. henüz işin başındayken yazar işine girmememiz gerektiğini belirterek ben tavrımı koydum zamanında bir söykü gönüllüsü olarak. hatta bazı arkadaşlar gibi altında niyet de aradım. popülaretiyse eğer ben bu işte yokum diye de ultimatom verdim. ancak öyle olmadığına dair ikna olunca olur verdim ben de. diyeceğim o ki bu oluşumda alınan her kararı sertçe eleştirmeden önce empati kurmak ya da en azından bir yetkiliyle kontağa geçmek daha iyidir. nitekim buraya bir karar açıklanmadan önce uzun süre tartışılıyor, saatlerce. sizlerin de akıllarında soru işaretleri olursa ahkam kesmeden önce yetkililere sormanız daha mantıklı olur. çünkü burada bazı eleştiriler gerçekten alelade yapılıyor ve komik oluyor.
taraftar elbette olacaktır. tarafsız insan da tarafsızlığın tarafındadır. önemli olan tarafı olduğun oluşumdan haberdar olmaktır. içi boş taraftarlık kimsenin arzusu değil. ancak söykü'nün de içi boş taraftarı olduğunu ben zannetmiyorum, işin içinden biri olarak.