bir sabah saat 7 ile 9 arasında bu otobüse bindiyseniz istanbul'da neden yaşanılmaz öğrenmişsiniz demektir.
liseye giderken bu otobüste yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum.
otobüs tıklım tıkış. afedersin sikin kalksa birine sürter. o derece. zaten otobüste herkes sürtüyor birbirine ben o yüzden mümkün olduğunca kıçı cama atardım. çantayı sırtıma takardım. neyse efendim, otobüs zincirlikuyu metro durağını geçti, otobüs durağında yolcu alıyor. muavin bağırmaya başladı, ardından şoför ona katıldı.
muavin:-
şoför:+
atarlı bayan ablamız:*
-arkalara ilerleyelim yer var!
(sessizlik)
-arkalara ilerleyin bekleme yapmayın orada boşluk var!
(sessizlik)
+arkalara ilerleyin vallahi gitmem. orada dünyanın boşluğu var.
tam bu sırada iki tane abinin arasında tost olmuş bulunan abla dehşet bir sinir haliyle böğürdü. evet bildiğimiz böğürdü!
*gel ilerleyebiliyorsan ilerle amına koyayım. akraba olduk burada heriflerle. 9 ay sonra çocuk doğunca size yollarım artık.
bütün otobüs gülmekten yerlerde. kadın sinir krizinde. o 2 tane sapık götveren etraftaki duyarlı abiler tarafından kendilerine çekilmek suretiyle uzaklaştırıldı. kadının yarım metre yakınına yaklaşan olmadı. muavin kafayı eğdi. şoför kapıları kapattı duraklarda sadece yolcu indirmek için kapıları açtı.