bu ülkede bir insanın başına gelebilecek en zor, en ironik, en komik, en ikiyüzlü şeylerin başına gelebilmesi demektir.
muhtar bile olamaz derken çankaya'nın kapısına dayanması, demokrasi denen yönetim biçiminin cumhurbaşkanlığı seçiminde de uygulanacak kuralları yıllar içinde olgunlaşıp bugüne kadar gelmişken sanki bu kuralları kendi icat etmiş gibi saldırıya uğraması, bundan önceki cumhurbaşkanlarının hangi şartlarda ve arkasında yüzde kaç destekle çankaya'ya çıktığını bilmeyen veya bilmek istemeyen kişilerce sebepleri kendilerinden menkul kişiye özel kurallar ihdas edilerek önünün kesilmeye çalışılması, ağzıyla kuş tutsa da kimseye yaranamaması demektir.
ama aynı zamanda da allah'ın "yürü ya kulum" dediği bir evlada sahip olması, "muhtar bile olamaz" derken anlaşılmaz yöntemlerle başbakan olabilmesi de demektir.