trois couleurs bleu

entry32 galeri
    7.
  1. polonya'lı kral yönetmen krzysztof kieslowskinin renk üçlemesi'nin (bkz: üç renk) ilk rengi...

    julie, kendisinin yaralı kurtulduğu bir kazada 5 yaşındaki kızını ve ünlü bir besteci olan kocasını kaybeder ve başlar trajedisi, aslında o her şeyi kafasında bitirmeye çalışırken...önce intiharı dener, beceremez sonra kocasına ve kızına ait ne varsa yakıp yıkar, evini satılığa çıkarır...geçmişi, geçmişe ait ne varsa hayatından çıkararak, silmeye çalışır.
    her şeyi terkeder, başka bir yere yerleşir, tüm bağlantılarını koparıp yeni hayatında da oldukça tekil yaşamaya çalışır.
    kocası, ölmeden önce avrupa birliği ile ilgili bir senfoni üzerinde çalışmaktadır, yarım kalan bu senfoniyi kocasının çalışma arkadaşı tamamlamaya çalışırken
    julie, unutmaya çalıştığı geçmişiyle tekrar yüzyüze gelir hem de ilk defa karşılaşacağı sırlarla beraber...

    --spoiler--
    mavi'nin bir çok tonu filmin geneline hakimdir ve gözü yormadan çok da güzel yakışır.
    başından sonuna yavaş yavaş akar film, geçişler çok başarılı, alttan destekleyen müzik fevkalade,
    kapıya dayanan kavgacıların sahnesinde gerilim iyi yansıtılmış, mavi taşlarla süslü lamba filmin nerdeyse başka bir oyuncusu daha, julie annesi ile konuşurken tv'de
    bungee jumping yapan 80 yaşındaki adam detayı bombaydı, en güzel sahnelerden biri senfoninin notaları üzerinde eliyle gezinirken , nota nota senfoninin çalması, hatta en güzel sahnesiydi diyebilirim..dedim gitti..

    ayrıca julie'nin psikolojisini şu iki diyalog çok iyi özetler....

    +sizi görmek isteyen bir genç var , çok önemliymiş^^
    -hiçbir şey önemli değildir...

    ve annesiyle konuşurken
    julie:şimdi yaptığım tek bir şey var, hiçbir şey..ne para ne mal ne mülk ne aşk ne de arkadaş...hiçbir şey istemiyorum!!!

    unutmadan, juliette binoche rolünde süper süper süper....
    --spoiler--

    "meraklısına ayrıntı":
    julie'nin küp şekeri kahvenin içine hafifçe batırıp şekerin kahverengileştiği sahne normalde 8 saniye tutuyormuş
    kieslowski bu sürenin fazla olduğunu düşünerek, asistanlarına bu süreyi kısaltacak şeker bulmalarını buyurmuş ve sonra 5 saniyede aynı kıvama
    gelebilen bir küp şeker bulunmuş....detaycı ve titiz yönetmenlik de bu olsa gerek...şakşakşakşak'larımı gonderdim burdan...

    ayrıntı-2: cafe'nin dışında flüt çalan adamın senfoninin bir partisyonuyla nerdeyse aynı olan flüt solosunu çalmasındaki kieslowski amacı ise şu:
    "farklı yerlerde, farklı statülerde, farklı.....insanlar aynı şeyi düşünebilir, bir sokak çalgıcısı neden bir ünlü besteci ile aynı ezgiyi düşleyemesin"
    0 ...