söykü

entry186 galeri video1
    104.
  1. yoğun bir emek ve gönülden katılım sonucu onbeş günde bir çıkartılan uludağsözlük öykü dergisi.
    ön not: bu yazı söykü'ye emek veren herkes için * teşekkür yazısıdır.
    iki aydır sözlükten uzak olduğumdan beşinci sayıya kadar katılamadığım, beşinci sayıyla birlikte hem yazar olarak hem de geriye dönük sayıları da içeren okumalarla bir nebze de olsa parçası olduğum bir edebiyat oluşumu.

    öncelikle derginin fikir babası experimental'a, her sayıda* günün edebi anlam ve önemine dair bir konuyu, tarihi ve edebi vurguyla yüklü ilham verici bir girizgah ile sunan kişiye teşekürlerimizi borç biliriz. toplu şekilde okuduğumdan beni oldukça etkiledi bu girişler.

    --okumamışlar için şimdiye kadar ki girizgahlar--

    --spoiler--
    110 yıl önce bugün doğmuş olan bir yazara borçluyuz bu sayının temasını. bahsettiğim yazar, "yağmur yağarken, pek çok acı bulabilirsiniz." diyen john steinbeck, fare teması ise yazıldığı dönemde oldukça tepki çeken, pek çok kez yasaklanan fakat günümüzde mutlaka okunması gereken klasiklerden biri olarak gösterilen, en ünlü romanı fareler ve insanlar'dan geliyor.

    diğer kitaplarında olduğu gibi, insan doğasını açıklamaya çalışırken, bunu uzun tahliller ile değil de olay akışı ile yapan steinbeck'in, yine güçsüz ve yalnız karakterler ile süslediği romanı, pek çoğumuzun aklında "yumuşak şeyleri okşamak" isteğiyle yanıp tutuşan lennie'nin, kasıtlı olarak isimsiz bırakılan curley'nin karısını başını okşarken öldürmesiyle kalmıştır ki bu da iyi niyetin her zaman iyilik getirmeyeceğinin en güzel betimlemelerinden biridir.

    fare teması için gelen öykülerde de, ne tesadüftür ki, yine hep güçsüz ve yalnız kişiler var, ve tıpkı ilk sayıda olduğu gibi, ne kadar mizah ile süslense de satır aralarında hüzün hakim. umuyorum ki okurken hepsinden keyif alacak, ve okumak için ayırdığınız süreye değdiğini hissedeceksiniz.
    --spoiler--

    --spoiler--
    90 sene önce bugün doğmuş olan bir yazara borçluyuz bu sayının temasını. bahsettiğim yazar "yolda" kitabıyla, aynı zamanda isim babalığını da yaptığı "beat kuşağı"'nın bir nevi manifestosunu yazmış olan jack kerouac.

    1950'lerin amerika'sında gelişen konformist hayata bir tepki olarak doğan ve etkileri tüm sanat alanlarında görülen beat akımının kerouac dışındaki diğer 3 önemli yazarı/şairi allen ginsberg, neal cassady ve william burroughs'un o dönem yaşadıkları, hem "yolda" hem de "zen kaçıkları" kitabında, akıcı bir üslup ile anlatılmış, bu kitaplar günümüz edebiyatına etkileri yadsınamaz olan bu akımın bir nevi belgeselini çekmiştir.

    otostop ile bir eyaletten diğerine yolculuk eden ve çadırlarda yaşayan bu yazarların ortak özelliği gittikleri her yere belki yedek bir gömlekleri olmasa da mutlaka portatif daktilolarını götürmeleri. işte bu sayının teması da, bu yüzden daktilo.
    --spoiler--

    --spoiler--
    172 sene önce bugün doğmuş olan bir yazara borçluyuz bu sayının temasını. bahsettiğim yazar, natüralizm akımının hem en güçlü kalemi, hem de "deneysel roman" isimli kitabıyla bu akımın bir nevi kurallarını belirlemiş yazarı emile zola'dan başkası değil.

    özellikle germinal ve nana kitapları ile tanınan zola, karakter çözümlemelerinde idealleştirmeden kaçıp, gerçekçi bir anlatım benimseyerek, çevre koşullarının kişilik üzerine olan etkisini eserlerine yansıtırken, kitaplarındaki karakterleri adeta deney yapar gibi farklı çevrelere sokarak, verecekleri tepkileri ve yaşadığı değişiklikleri bulmaya çalışmıştır.

    yıkıcı eleştiri ve dedikodunun yaygın olduğu günümüzde, karşımızdakini eleştirmek yerine zola gibi, farklı kişilikleri ve bunları doğuran çevre unsurlarını inceleyerek, birbirimizi anlamaya çalışırsak, eserlerinde geçen kirli ve yıkık çevre unsurlarının ortak özelliği olan çamur'u, karşımızdakine atarken, onda kalan izin, bizim ellerimize bulaşan çamurdan daha az olduğunu anlayabiliriz sanırım.
    --spoiler--

    --spoiler--
    96 sene önce bugün* doğmuş olan bir şaire borçluyuz bu sayının temasını. bahsettiğim şair, her okunduğunda farklı anlamlar kazanan sade yazılmış şiirleri ile beğeni kazanmış behçet necatigil'den başkası değil.

    şiir ile felsefeyi birleştirebilmiş ve de satır aralarına varoluşçuluğu sindirmiş bir şair olan necatigil için şüphesiz en önemli obje, bu sayıda seçtiğimiz tema olan oda'dır.

    tıpkı necatigil şiirlerinde olduğu gibi, bu sayıda öykü yollayan yazarlarımız da, "oda"'ya temelde yalnızlık, tutsaklık, sığınak başta olmak üzere çeşit çeşit anlamlar yüklediler. güzel olan ise, her yazarın bu 3 harflik kelimeden esinlenip uzun ve bir o kadar güzel öyküler yazması ve her yazarın bu kelimeye kendi anlamını atamasıydı.

    Umuyorum ki hiç bir zaman anlamamımızı yitirmeyiz.

    "Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
    Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
    Eski defterlerde sararırmış yaprak.
    Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar."
    --spoiler--

    --okumamışlar için şimdiye kadar ki girizgahlar--

    ve en büyük teşekkür de; ilk sayıda elli sonraki sayılarda da buna yakın ya da fazla öyküyü, zaman, emek ve bence bir nevi insanüstü bir çaba* göstererek okuyan, değerlendiren seçici ekipteki arkadaşlara.

    ilk sayıda experimental ve piyonla evlenen vezir
    2.sayıda experimental*
    3. sayı öykü seçim ekibi: bandini, biradetbeyfendi, esesdopiyes, experimental, mbaran,sirkecidentrengider
    4. sayı öykü seçim ekibi: biradetbeyfendi, esesdopiyes, experimental, ischam, mbaran
    5. sayı öykü seçim ekibi: biradetbeyfendi, efervesantadem, esesdopiyespiyes, experimental, ischam, mbaran

    pdf versiyonu tasarım ilk üç sayı için experimental ve diğer sayılarda emeği geçen tüm arkadaşlar ile
    pdf formatında ki derginin hazırlanması aşamasında vinyet, kapak ve tasarım konusunda destek olan tüm yazar arkadaşlara gönülden teşekkürler. öyküleri kağıt çevirme sesiyle okumak çok hoş.

    ve de tüm sayılara öykü gönderen* * tüm yazar arkadaşlara ve bu öyküleri okuyan tüm yazar arkadaşlara ile uludağsözlük okuyucularına yürekten teşekkürler.

    beni özel olarak söykü'ye yazmak için cesaretlendiren yazar arkadaşıma da müteşekkir olduğumu belirterek bu uzun ama gönül borcu ve emeğe saygı duruşu olarak çok gerekli, teşekkür yazımı sonlandırıken tüm edebiyat severlere; anton çehov, guy de maupassant, edgar allen poe, kafka, virginia woolf, sait faik, henry james, ömer seyfettin, reşat nuri güntekin, muzaffer izgü, aziz nesin,sabahattin ali, oğuz atay ve nicelerine öyküyü bizlere sevdirdikleri için saygılar ve teşekkürler.
    0 ...