tehlikeli oyunlar

entry251 galeri video3 ses1
    102.
  1. gecekondu semtine ya da şehrin kenar mahallelerinde üç katlı bir eve taşınarak, hayatının oyununu yazma hedefi için ilk adımı atan hikmet benol'un; albay hüsamettin tambay'a, sevgi'ye, bilge'ye, hayata tutunmasını sağlayan oyunlarına rağmen ben olamama, kendi hayatına tutunamama ağıtıdır. insan hikmet benol olunca, kendi yüzünden, kendi gönlünce yaşayamadığı hayatına böyle hazin, içli yer yer tebessümlü ağıt yakar. roman derinliklidir, karakterlerin isimlerinden, yeni taşınılan mahalledeki apartmanın üç katındaki insanlara kadar(baba-albay;oğul-hikmet;kutsalruh;nurhayathanım) bir çok simgesel kullanım mevcuttur. ama isa'nın son akşam yemeği yani hikmet'in son akşam yemeği'nde hayatındaki tüm sevdiklerini, eşini dostunu ağırladığı, birlikte yiyip içip, hoş geçtikleri bölüm ve akabindeki hikmet'in sonu hazindir.

    emekli albay hüsamettin tambay, hikmet benol'un hayatı boyunca içinde tüm biriktirdiklerini, kendine ve insanlara dair tüm marazi hislerini, derin tespitlerini, yer yer hayallerini yer yer hüsran ve umutsuzluklarını anlattığı, bir nevi yüce bir kavramdır. belki de kendine ve onu bir şekilde sevenlere karşı bilinçli ya da bilinçsiz yaptığı haksızlıklara karşı af dilediği; günah çıkarttığı bir ruh arındırıcısıdır. ama insan kendine rağmen yaşayamaz...

    absürd not: albay'ın gazeteye verdiği ölüm ilanı, akıllara zarar bir oğuz atay hicvidir. gereksizötesi ayrıntılardan çorbaya dönen beyin, yüksek kahkahalarla su kaynatır.

    --spoiler--
    bütün hayatımı, en ince ayrıntılarına kadar düşünerek hesapladığım iyiliklerin hayaliyle geçirdim albayım. artık ne olacaksa olsun istiyorum.(...) belki yaşantım kolaylaşıyordu; fakat, her olayı daha yaşamadan eskitiyordum böylece. üstelik hayallerimin içine itirazlar karışıyordu.(...) hayalimdeki günleri bile böyle küçük hesaplarla geçirdim işte albayım. aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeğe başladı; kurduğum hayaller, bir bekar odasının dağınıklığına boğuldu. düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.
    --spoiler--

    --spoiler--
    bir yaşantıyı tam bitirmeli. hiçbir iz kalmamalı ondan. yeni yaşantılar için. bunu önceden bilseydim yaşantı milyoneri olmuştum. ha - ha.
    --spoiler--

    --spoiler--
    başkalarını yargılama. sen de aynı ölçütlerle yargılanacaksın. (sevgi)
    --spoiler--

    --spoiler--
    demek ki, yolda durmak mümkün olmuyordu; böyle bir hürriyet yoktu. sadece sürüklenme, kalabalığın akışına kapılma hürriyeti vardı. durmazsam düşünemem. durdu, gökyüzüne baktı; hava kararacaktı.
    --spoiler--

    --spoiler--
    demek boşuna ıstırap çekiyormuşuz. demek dalgın bir acıma düşüyor payımıza bu bilge serüveninden. demek ilkbaharı sevmeye hiçbir acıma engel olamıyor.
    --spoiler--

    --spoiler--
    ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümse yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum.
    --spoiler--

    --spoiler--
    bir takım insanlar: onlar mutluluklara düşmandır. karanlıkta gözleri daha iyi gören yarasalar gibi; mutlak bir gecenin olmasını beklerler. (sevgi)
    --spoiler--

    --spoiler--
    her fırsatta, küçük bir zayıflık sezdi mi mesela çıkaran, sonra üzerine yürününce de kendine acındırmak için sahte duyarlılıklara başvuran zavallı 'ben'i gördüm. kendime acındırmayı bir sanat haline getirmeğe çalıştığımı anladım.*
    --spoiler--

    --spoiler--
    hayata dayanamayan her insan gibi yapılır oyunda: mış gibi yapılır.
    --spoiler--

    --spoiler--
    herkes kendisini korumasını biliyor, benden başka. sonunda hep ben kalıyorum ortada. bedelimi koymadan satılığa çıkarıyorum kendimi. satın alanlar hiçbir şey ödemeğe yanaşmıyor bu yüzden.
    --spoiler--

    --spoiler--
    oyunlar gerçeğin en güzel yorumlarıdır. bizim gerçek dediğimiz şey de , bazı güçlükler yüzünden iyi oynanamayan oyunlardır.
    (albay hüsamettin tanbay)
    --spoiler--

    --spoiler--
    sert köşelere çarpmaktan yorulan aklımın durgun ve sürekli bir aşk içinde ancak seninle birlikte dinlenebileceğini biliyordum. bizi başkaları anlamaz sevgi.
    --spoiler--

    --spoiler--
    insan haklı olduğunu bile bile de kaçar. bu kadar haklı olduğu halde, böylesine haksız görünmeğe dayanamamıştır. kaçmakla, bir bakıma bütün dünyayı suçlamaktadır belki de. böyle bir topluluğun içinde yaşayamayacağını anladığı için kaçmaktan başka çare bulamamıştır.
    --spoiler--

    --spoiler--
    (...) onu değerlendirmek aslında ona ihanetti. bütün mesele onun yanında olabilmek, onunla birlikte nazariyesini savunabilmekti: değerlendirmek! ne kadar boş bir söz. değerlendirmek kaçmaktır; değerlendirmek, yalnız bırakmatır; yaşantısının ağırlığına dayanamayan birini yaşarken öldürmektir.*
    --spoiler--
    0 ...