cennetten mi cehennemden mi geldiğine bir türlü karar veremediğim şaheser. her türlü sizi ağlatabilen, içinizi parçalayabilen, yıkan, yok eden melodi. tam anlamı ile yıkım.
8 dakikasının 1 saniyesinde bile sizi bırakmayan bir vokale, neden bu dünyada olduğunuzu sorgulamanıza sebebiyet vericek yaylılara, kalp atışlarınızı hızlandıracak beatlere sahiptir. massive attack tir o. antistar dır. her dinlediğimde aklıma şu manzarayı getirir ki;
sevdiklerinizi kaybedersiniz. yalnız kalırsınız. uyumak istersiniz, unutmak istersiniz herşeyi. ama uyku girmez gözlerinize. içinizden hep birşey koptuğu anlar olur. hani yatakta sağa sola dönerken hep "allahım ben ne yapacağım şimdi?" dediğiniz anlar var ya? ,işte onları yaşarsınız. kalkar yürürsünüz odanızda. sabahı beklersiniz. o sabah zor gelir. ama bu şarkı hızlandırır sabahı. camdan bakar yaprakların düşüşünü görürsünüz. sonbaharı görürsünüz. herşeyin bir ömrü olduğunu, sizinkinin de devam ettiğini anlamaya çalışırsınız. ama beyninize bir perde çeker antistar. hiçbirşey hissedemezsiniz. duygusuz bir şekilde boş boş o camdan dışarıya bakar güneşin doğuşunu izlersiniz. yıkımı tamamlar, yorgun düşer ve en sonunda uyursunuz.