halklar insanlardan oluşur. ve insanlar kendilerini en çok suistimal edenin yolundan giderler. ona tapma eğilimi gösterirler. bunun izdüşümünü de en çok siyasette görürüz. özellikle az gelişmiş ve düşünmeyi rafa kaldıran toplumlarda bu esastır. eğitimli toplumlar da kapitalistlerin ve faşistlerin koruyucusudurlar fakat bunda çıkarları çerçevesinde bilinçlidirler. bunu din, dil, ırk, mezhep gibi vasıfları, daha doğrusu insanlıkları sömürüldükleri için yapmazlar. her yönüyle bölünmeye açık, az gelişmiş ve eğitimsizlikte bu kadar ısrarlı bir toplumun ta menderes zamanından sömürülmesi ve satılması enteresan değildir. bunun izlerini kore'de de görebilirsiniz, dünya'da emperyalistlerin savaş çıkardığı başka bir üçüncü dünya ülkesinde de. ama bu demokrasidir ve halkın tercihidir. gelgelelim her rejim gibi demokrasinin de sökükleri vardır ama yamaları yoktur.