noam chomsky entellektüel bilinçi;insani önem taşıyan sorunlarla ilgili gerçekleri bu konuda bir şeyler yapabilecek olan kitlelerin gündemine taşımaya çalışmak olarak tanımlamakta. bu anlamıyla yaşar kemalin son konuşma metni aydın ve entellektüel bilinç olma cesaretini kucaklayan bir içeriğe sahiptir. yaşar kemal 15 sene önce bizzat dönemin cumhurbaşkanı turgut ozalın isteği üzerine kaleme aldığı ''kürt sorunu'' üzerine düşüncelerinde konuşma metninden daha ağır ifadeleri kullanarak kurt sorunun ilerleyen zamanlarda gireceği sapağa işaret etmekteydi. yazdığı metnin bir yerinde ''böyle kardeşliğin de'' diyerek edebi ve diplomotik dili alaşağı eden bir yaklaşımda sergilemekte turkiyeyi asya tipi faşizmle suclamaktaydı.
yıllardır turkiyenin kangren olmuş bir konusunda siyasi idarenin çözüm programları sunamaması ve her defasında bu konuda açıklama yapan siyasi figurlerin bildik yerlerden aldıkları notalarla yaptıkları acıklamaların devamını bile getiremediği siyasi atmosferde, yaşar kemal kitlelerin önüne kendini sunabilecek kadar cesur bir tavır sergilemektedir.
yaşar kemalin tum kamuoyunca tartışılan ve onu hedef tahtasına koyan ''gerillanın adını terorist'' koyduk cumlesi bu acmazı açık ve net ifade etmektedir. bir edebiyatcı olarak kemal arkasından getirdiği sözleri ile bu acmazı özetlemektedir,'' bundan da bir umut bekledik. sözcükler her zaman her koşulda değişebilir ve bir gün işe yaramaz olur.''siz dil oyunları ile, sözcuk ebelemeleriyle siyasi jargonun kavramlarını alt üst ederek bir sorunu çözemezsinize getirmekte kemal. sorun dilin sıkışmış pelkens duvarlarında değil, içimizde sosyal ve siyasi anlamıyla hareket etmektedir demektedir. tabii türkiyede neredeyse okuduğunu bile anlamayacak ve bunun için metin çözümlemelere ihtiyac duyacak bir kitleyi hesapa katmadığından dolayı, kürt sorunu üzerine bir saati bulan konuşması da hasır altı edilmekte.
yaşar kemal tarihsel belgeleri sunarak, cumhuriyet zamanını örnekleyerek ve ardından kurtlere karşı geliştirilen politikaları eleştirerek kurmakta konuşma disiplinini. yok saymanın, dışlamanın siyasi ve ekonomik olarak turkiyeye zararını belirtirken ilginç bir örnekleme secmekte ''ikinci dunya savaşına katılmamanın zararı daha mı az olurdu'' .. bölgede yurutulen emperyalist politkaları ancak iki ulusun ortak iradesi ile aşılabileceğini ortaya koymakta asla azınlık tavrını kabul etmemekte, bu topraklarda bin yıllık bir gecmişin kardeşliğini sunmakta. (her ne kadar taha akyol kardeşliği lise duzeyi sosyolojisi ile açıklamaya çalışsa da epistemolojik kopusunu burada da sergilemeyi başarmıştır.)
yaşar kemal yeni dönemin dilini aktarmaya çalışmakta turkiye kamuoyuna ya birarada yaşamın alternatiflerini üreteceğiz yada emperyalizmin üzerimizde sahneleyeceği oyunun öznesi konuma düşeceğiz, öz anlatımı ile bunu vurguluyor. demokratikleşme,çağdaş norm ve medeniyetin 20 yy uniter devlet anlayışını bertaraf ederek minimal bir noktaya evrildiğini gözlemleyebilenlerin kaygısıyla. yaşar kemal bu topraklarda yaşı ile kamuoyundaki erk gucu ile kendi üzerine düşen görevi bir kez daha yerine getirebilmiştir. yaklaşık 20 yıldır suren bir çatışma ortamının yok edilebilmesi için kendini dayatmaktadır. Çatışmaların, dökülen kanların bu topraklardaki devamını engelleyebilmek için bir diaolog ortamı yaratılmasını sağlamaya çalışarak.