sonunu henüz okumadığım kitap. ama yazılanlara bakılırsa şaşırtıcıymış. pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. zira selim bey'in günlüğünü okuyor gibi hissediyorum. sığ diyaloglar, 40 yıllık arkadaşların birbirleriyle '-ceğim'li '-cağım'lı konuşmaları. (yapamayacağım, gelemeyeceğim gibi). bunlar kitabın içine girmeme mani oldu diyebilirim, bence samimiyetsiz. istanbul'da yaşamadığım için beyoğlu'ndaki binaları tanıtması da pek bir şey ifade edemedi haliyle ama bu kitabın kabahati değil tabi. velhasıl, sevemedim. sonunda umarım şaşırırım da boşuna okumuş hissetmem.