mehmet ağar

entry341 galeri video1
    50.
  1. ıçişleri bakanlığından istifa ettiği günlere denk gelen erzumlular gecesinde, safiye soymanın uzattığı mikrofana kendine güvenenlerin, tiksindirici haşmetiyle bas ve sert sesiyle söylediği şarkı ''maziye bir bakıver,neler neler bıraktımdı.'' vatanı için bunca badireyi atlatıp o masaya kurulan için pek manidar bir parca. gece sonunda kendisini zorlayan gazetecilere ''benim düşündüğüm türkiyeyi siz bile hayal edemezsiniz diyerek'' görevde bulunduğu zamanki icratlarının refansıyla siyasetteki engin düşlerinin, yaptıklarının kat ve kat üstünde olduğunun ipucunun veriyordu. gecenin finalini ise vefa duygusunun kendisindeki hakimiyetini ispatlarcasına, ömer lutfi topalı öldürmekle suclanan üç özel timcinin istanbuldan ankaraya kendisi tarafından verilen talimatla atandığı belirtmekteydi. anlıyoruz ki erken yaşlarda çıktığı anadolu diyarlarında sadece devlet adamlığı yapmamış,anadolu halkının vefasını da benliğine kazımış.
    siz onda açık sözlülüğü her an gözlemleyebilirsiniz merttir, cevahirdir, kimseden korkusuzu olmayan harbi delikanlıdır. kayıp silahlar konusunda köşe sıkıştırma çabaları sırasında verdiği cevap bunun adeta ispatıdır -''siz anlamazsınız,kimsede beni yargılayamaz.''- bizim anlayamadığımız farklı bir lügatı paylaşıyor anlaşılan mehmet ağar, asla sızamayacağımız o dünyanın içerisinde nedense aynı açık sözlülüğünü ugur mumcu cinayeti sonrası korkusuzca güldal mumcu ya yarı tehditkar bir açıklamayla sunuyordu ''fazla kurcalamaya gerek yok,bu taşı çekerseniz bütün duvar yıkılır''. gercektende her taşın hangi gediği kapattığını bilecek kadar usta olan mehmet ağar mı, inşa etmişti bu duvarı ,orası da muamma. her sanat aktivesinde uzatılan mikrofonlara şarkı söyleyebilen mehmet ağar, bülent ersoyun deyimiyle sanatcı ruha sahip devlet adamımız! sanatcı kumaşı olan ama yanlış kulvarda şansını deneyen gudik bir asparaganlık var onun yeteneğinde, ölüm timi kurduğu günlerdeki ev baskınları aklımıza geldikçe resme daha yakın bir yatkınlığı olduğu aşikar. kara gözlüklerinin arkasında saklanan cehresinde bir kez olsun acının emaresine tanık olamadık. kızının cenazesinde bile bir görevi yerine getiren havasıyla hayata karşı nasıl dik duralacağının fotografını çektiyordu bize. onlarca badirenin içerisinden çelikleşerek gelen bedeniyle, dimdik ayakta olmanın gururuyla haykıyor yine bugunlerde. 12 eylul zamanın işkence seanslarına ortak parcasıyla nasıl bir ülke düşlediğinin kodlarını artık yavaş yavaş bizimle paylaşan birisi o. yıllardır her kademesinde yer aldığı devletinde asla boş durmamış olduğunu bize sunuyor,yarattığı ordularla, kurduğu korku imparatorluğunun başına gecmeyi bekleyen olarak yeni görevlerine hazırlanıyor...
    0 ...