günümüzde sahip olduğumuz, kullanmakdan zevk aldığımız, bir gün elimizin altından alınması fikri bile bize zulum gibi gelen bir çok şeyin ortaya çıkmasında bir numaralı etkendir..
sistem mantalitesi itibari ile üretimi ve üretim sürecinde kullanılan girdilerin maksimum verimlilik ve rasyonllikle kullanılmasını öngörür..bu öngörü ışığı altında, üretim sürecinde teknolojinin gelişmesini hedefler...çünkü teknoloji verimliliği arttıran yegane unsurlardan birisidir..
sistemin özünü bilenlerin doğrulayacakları gibi, sistem teorik boyutta son derece iyi bir sistemdir..lakin işin pratik boyutu beraberinde bir çok sorunuda yanında getirmiştir ki buda kaçınılmazdır!!..günümüzde hernekadar sert eleştirilere maruz kalıyor olsada, bu eleştirilerde üzüm yemekden çok bağcıyı dövmek isteği hakim fikirdir...yada bendenize öyle gelmektedir...kapitalizmin beraberinde fakirliği (aşırı) getirdiği yadsınamaz bir gerçektir..günümüz toplumlarının bir kısmı diğer kısmının refahı için çile çekmektedir evet!!!..bu gerçek kesinlikle yadsınamaz...fakat! ama! lakin! bunun sorumluluğunu sisteme direkt olarak bindirgemek son derece yanlıştır..zira biraz öncede belirtmiş olduğum gibi kapitalizm sisteminin mantalitesinde böyle bir şey yoktur..yani burdan çıkacak sonuç; sistemin bugünki vahşi halini almasında sistemin değil onun uygulayıcılarının payı vardır...bugün aynı bireylerin eline bu herşeyin sebebi gibi gösterilen kapitalizm yerine, başka bir sistem verilse, bundan da kötü bir hal alınacağı bilinmelidir..zira dünya tarihi bunun örnekleri ile doludur..uzun lafın kısası "taşı kuşa atan sapandır"...
francis fukuyama'nın dediği gibi tarihin sonumudur bilmem ama köhne üretim sisteminin, salla başını al maaşını zihniyetinin, ya aman ne kalitede verirsen ver alırlar mantığının, kaça satarsan sat almak zorundalar fikrinin sonu olduğu, tarihin şahitliğinde doğrulanmıştır...