gerçeklik çoğu zaman canımı acıtır, yetişemem hızına, yakışmam da zaten gerçekliğe. keskin köşeleri ruhumu kanatır. oysa hayaller başkadır. öyle dünyalar tasavvur ederim ki o asık suratıma yayılan gülümsemenin içtenliğini gören, mutlu bir adam olduğuma kanaat getirir. sevgilelerim olur dertleşebildiğim anlarlar beni, hep gülümseyen güzel sevgililerim. bazen kavga ederiz yine de sarılır uyuruz birbirimize. bazen bir müziği arka plana koyar bir de sigara yakarım işte o zaman benden mutlusu yoktur. geçenlerde birgün çöpçü olmuştum sonra savcı oldum, gidip öğretmenlik yaptım ücra bir kasabada. ama hayallerimde bile en sevdiğim şey aylaklık olur. bazen kurduğum hayallerin anılarını hatırlar geçmişe özlem duyar gibi özlem duyarım hayallerime. hayallerimle gerçeklerim iç içe geçtiğinde anlatamam insanlara. bazen ben bile karıştırım gerçeğin nerede bittiğini hayalin nerede başladığını. sonra güneş doğar hayallerimin üzerine, her şey o kadar gerçektir ki başıma ağrılar girer. içinden çıkamadığım, bir yön veremediğim hayatımla baş başa kalırım. onlarca insanın arasında bir baltaya sap olmak için didinir dururum. aslında didinmem, sorumsuzsun derler bana...didinmek için harcamam gereken gücü hayallerimde harcarım. hayallarim hep yaşanılası olmuştur çünkü. oğuz atay ile sohbetin tadına doyum olmaz ki, turgut uyar ile çay içmek, dostoyevski ile petersburg sokaklarında dolaşmaya ne demeli... kim ne yapsın bu dünyayı...ben mutluyum bir de susamasam, su gerçeği hatırlatıyor...sabahların canı cehenneme.