riyakarım; yüzüne gülmek zorunda olduğum aşağılık insanlar var. ve ben bir zamanlar onlara hayretle bakarken kendimi onların kopyası buldum.
umursamazım; insanlar yanımda acı çekerken kılını bile kıpırdatmayanlara ağzımı açamıyorum. kendi derdim benim ama başkalarını düşünmekten acizim. kendimle öyle meşgulüm ki, dostlarımı bile birer birer kaybetmeye başladım. yokluklarını bile hissetmiyorum. sanki hiç hayatımda olmamışlar gibi.
şükretmiyorum; her günüm bir öncekinden daha iyi olmasa da, bu günüm yıllar öncesinden daha iyi. hep bir fazlası, hep iki fazlası, hep daha fazlası... doymuyorum. hırsım beni yok edecek.
öfkeliyim; hep bi isyan havaları, her şeye ve herkese karşı bir hırçınlık... ne oluyoruz?
nankörüm; yapılan iyilikleri yoksayıyorum.zorundalarmış gibi. teşekkürü, ricayı unuttum. ne sanıyorsam kendimi...
nefret ediyorum; yaşadığım bu hayattan, riyakarlığımdan, şükretmeyişimden, öfkemden, nankörlüğümden. kendimden, komşumdan, köylümden.. bir sınırı yok. bir nedeni yok. bir sonu yok.