--spoiler--
star spangled banner: kalabalık kulaklarına inanamayarak ulusal marşın ilk notalarını dinliyordu. insanlar bakışmaya başladılar. jimi yine hangi şeytanlığın peşindeydi.
strato-caster korkusuzca sadırıya geçiyordu. marşı marşlıktan çıkarıyor, eğip büküyor, buruyor, sıkıyordu. marş, hemencecik yalvarır bir hal aldı. ama jimi acımasız davranıyordu. woodstock'a yıldızlı bayrağı zorlamak, yırtıp parçalamak için gelmişti o. vietnam'daki bombaları, dekorun arkasını itiraf ediyordu.
halk dumanları tüten bir yıkıntıya dönüşmüştü. yerlerde sürünen amerikan bayrağı en derin yerinden yaralanmış, hıçkırıyor, sarsılıyordu. bir an için woodstock soluğunu tutup sustu. kuş cıvıltıları ve çocuk ağlamaları duyuldu. bu, savaştan sonra ölülerin toplandığı anın sessizliğiydi. jimi henüz yaşıyordu. ama fazla zamanı kalmamaıştı. kendinden daha güçlüye karşı verilen bu tür savaşlar, iyileşmeyen yaralar bırakırdı. görülmeyen iç kanamalar, uzayıp giden ve sonunda sizi boğan kırmızı göller. ne ateşli tutkular, ne de yükselen bravolar kurturabilirdi sizi. gitarın rengarenk giysili, hüzünlü, kızıl ve kara yüzlü don kişot'u, on üç ay sonra londra'da öldü.
--spoiler--