en anlamlı meyvelerdendir.*
bir grup üzüm hiç zora gelemez. hemen meyve tabağında olmak ister. bahçeden özenle toplanıp, belki kısa bir yolculuk geçirmek. bir süre manavda bekler. orda da çok iyi davranırlar onlara. çürüğü ayrılır, sağlamları rahat rahat yalılır tezgahda. sonra biri gelir. 'üzüm' der. yine özenle tartılıp poşetin içine girerler. belki biraz fazla belki biraz eksik ama hala iyi davranırlar onlara. alan adamda özen gösterir ona. özenle eve taşıyıp özenle yıkanır. duşunuda almış artık. temiz, dolgundur hala. sonra yine özenle tabaklara konulur. halinden çok memnun belliki. şarap olmayı tercih eden üzüme içinden 'aptal' diyor belki. kimi zaman rakı masasına meze olur, kimi zaman aile sıcaklığında bulur kendini. hala halinden memnundur. ya sonra? ağız, mide, bağırsak derken kendini delikte bulur. artık halinden pişmandır.
diğer grup biraz daha sabırlıdır. o kadar özenle toplanmaz belki. belki canıda yanar biraz toplanırken. sonra yine özensiz bir şekilde doluştururlar fıçılara. bu henüz başı. bir de bakmışlar bir kaç ayağında kalmış ve eziliyor. ezildikçe eziliyor. hala sabrediyor. sonra bir cam hücrenin içine giriyor. aylarca hatta yıllarca burada kalıyor. hala sabırlı. sonra? artık eski halinden eser yok. çok değişmiş içerde. gerçektende değiştiriyor insanı içerisi. ve ne kadar kaldıysa içerde o kadar değerleniyor.
sonra kendisini vitrinde görüyor. gelen okuyor üzerini, giden eline alıyor. sonra biri gelip alıyor üzümü eline. ama artık o üzüm değildir. mapus damlarında çok değişmiş, oldunlaşmış, değeri artmış. kimi zaman bu yolculuk elit bir mekanda bulur kendini, kimi zaman sokakta yaşayan bir adamın elinde. ama asıl önemli olan nerde oluduğu değildir. içerde bunuda öğrenmiştir. kimin elinde olursa olsun o insana keyif vermek onun en büyük mutluluğudur. belki oda bir sokak köşesinde bulacak kendini yada o pis kokulu kanalizasyonda. ama en azından bir insanı mutlu etmiştir. bu ezildiğine yıllarca o cam şişenin içinde hapis kalmasına değmiştir. çünkü bunuda öğrenmiştir içeride.