ben bugün bunu yaşadım. gün içinde oturduğumuz mekanda yeni makinemle oynayan arkadaşlarımın çektiği şaheser(!)leri incelerken fotoğraflarımın birinde arkada oldukça kısık diyaframa rağmen benim net olarak seçebildiğim kişi ondan başkası değil. 4 yıl önceki en yakın arkadaşım, birlikte vakit geçirmelere doyamadığım adamla 4 yıl sonra girdiğimiz aynı kare... canımı sıktı be sözlük. eski fotoğraflarımız geçti gözümün önünden, hepsini imha ederkenki hırsım. sonra eski hislerimi hatırladım da. yerine nasıl kini nefreti koyabildik? söz vermiştik her şeyin başında, bu ilişki bitse de biz bitmeyecektik sonuçta çok yakın arkadaştık biz, asla vazgeçemezdik birbirimizden. ama noldu? neden bir piç kurusu gibi davranmak zorundaydı ki? gecenin bi yarısı arayıp "ünk canım sıkıldı beni avut." deme lüksümü elimden aldığı için kızgınım ona. kimseye olmadığım kadar. yediremesem de yaptığı onca şeye rağmen hala hayatımda olmasını ölesiye isterdim. bugünkü fotoğrafı da diğerleri gibi hırsla silemeyeceğim. anısı var sonuçta. karşılaşıp birbirimize birer pislikmişiz gibi baktığımız yüzlerce günden biri sonuçta. oldukça değerli.