Karanlık, zifiri karanlık...
kırık pencereden giren havanın soğuğu,
küf kokusuyla karışarak burnumu acıtıyor.
ciğerlerime dolarken bir el sanki
beni boğmak istiyor,
yeter yaşadığım dercesine.
duvardaki saatin tik takları
sanki bunu onaylıyor.
"evet vaktin geldi" diyen
pis bir sırıtma yelkovanda.
akrebi canlanıp beni sokmak için fırsat kolluyor.
içimdeki ürperti,
yaklaşan ölümün korkusu mu?
burada kapana mı kısıldım yoksa.
duvarlar üstüme geliyor.
artık taşıyamıyorum tavanı.
dizlerimin bağı çözülüyor,
gözlerim kararıyor.
allahım,
kalbim duracak, hissediyorum.
içimdeki tarifsiz acı
damlayan gözyaşımda tozlaşıyor.
ölecek miyim gerçekten?
kaç tik tak sonra?
bir ses kulaklarımda.
hayır bu,
bu senin sesin:
"ölmeyeceksin!"
"yaşayacaksın ama bensiz..."